Belediye yöneticilerine yapılan çağrı

09.07.2019 06:30

Belediye yöneticilerine yapılan çağrı



Ege Cansen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çağrı yaptı.Çağrı özünde bütün belediyeler için geçerli ve gerekli olan bir sorumluluğu anımsatıyor.Çağrının içeriğini dikkate alarak sosyal belediyecilik iddiası olan bütün belediye yöneticilerinin benimsenmesi durumunda demokrasiye güç kazandıracaklarını düşündüğümüz hususları paylaşalım:

Birincisi, belediyelerin “yükümlülükleri” net olarak anlatılmalı: Öncelikle iç ve dış borçlarının bir dökümü hemşehrilerle paylaşılmalı. Borçların niteliği, vadeleri, garanti edilme şekilleri, ödeme takvimler herkes tarafından bilinmeli. Borçların niçin alındığı, nerelere harcandığı kent insanı, hemşehriler tarafından izlenebilmeli.Biraz daha ileri giderek, borçlanarak yapılan işlerin birim maliyetleri, benzerlerleri ile karşılaştırılarak nasıl bir performans ortaya konduğu da paylaşılmalı. Açıklanan veriler yöneticilerin iş yapma yetkinliğinin somut göstergeleri olacağından, ilkesiz gizlik tuzaklarına düşmeyi önler; hesap verme özgüvenini geliştirir; yüzleşme erdemi kazandırır.

İkincisi, belediyelerin “varlıkları” hakkında açık ve net olmalı. Geçmişte en az üç yılda yaratılan gelirlerin ne kadar olduğu, hangi kaynaklardan sağlandığı, içinde bulunduğumuz yılın durumu, gelecek üç yılla ilgili beklentiler açıklanmalı. Açıklamalar “şeffaf belediyeceliğin” gereği olarak algılanmalı.Özellikle “rant yaratabilme potansiyeli” olan belediye varlıklarının açık bir “envanterinin” kent hemşehrileriyle paylaşılması, geleceğe dönük olumsuz söylentilerin azaltılmasının, güven artırmanın gerek şartı olarak hayata taşınmalı.

Üçüncüsü, önerildiği gibi üç geriye, üç ileriye bir de içinde bulunduğumuz yılı dikkate alarak yedi yıllı kapsayan “gelirlerin” ve gelir tahminlerinin dökümünü yapmak, olanak ve kısıtlarımızı bilme açısından da önemli bir adım oluşturur.Aynı şekilde “giderlerin” de paylaşılması anlamlı olur.Böylesi bir “şeffaflık” yerel yönetimlerin gerçek güvencesi olarak değerlendirmeli.

Dördüncüsü, gelirlerin ve giderlerin sadece “sonuç rakamlarını” vermek yeterli değildir. Gelir ve gider kaynaklarının “sürdürülebilirlik analizlerinin çıktıları” da kent insanıyla paylaşılmalı.

Beşincisi, açıklık kazandırılması, hemşehrilerin bilgisinden asla gizlenilmemesi gereken bir başka yerel yönetim sorumululuğu, “kolektif kaynaklardan” sağlanan gelirlerin ve harcamaların dökümüdür. Doğrudan merkezi yönetimin ödemelerini yaptığı yatırımlar, bu yatırımların benzer kentteki durumları, aynı siyasi partiden olanlarla muhalif partilerden olanlara sağlanan kaynakların karşılaştırmalar da yapılırsa tüy bitmemiş yetimin hakkına sahip çıkılmış olur.Merkezi kaynaklardan sağlanan gelirlerle yapılan yatırımların da ayrı bir dökümü yapılmalı, net bilgiye ulaşmanın yolları açılmalı; özellikle yerel medyanın bu verileri analiz etmesini kolaylaştırıcı önlemler alınmalı.

Altıncısı, planlı iş yapmanın verimlilik artışlarına etkilerini dikkate alarak, yapılan bütün işlerin plan ve programları ile uygulama sonuçlarını da -deneysel farkındalık- kent hemşehrileriyle paylaşmanın bir gelenek haline getirilmesi halkçı belediyeciliğin olmazsa olmazı olarak hemşehrilere sunulmalı.

Mobil iletişimin sınırsız bağlantı, hızlı ve yaygın iletişim ve çok farklı işbirliklerini gündemimize taşıdığı kritik bir aşamadıyız. Hayatın özü güvendir; belediyelerimiz de ciddi güven yaratmak, güveni sürdürebilir kılmak istiyorsa, kent halkıyla açık, anlaşılır, sürdürülebilir bir “hesap verme sorumluluğunu” yerine getirmeli. Böylesi bir tutum, hepimizin ortak kazanımı olacaktır.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle