BAHRİYE …

20.03.2020 06:30

BAHRİYE …



Corona virüsü salgını nedeniyle yaşam biçimimiz değişti, ağırlıklı olarak evde zaman geçiriyoruz.

Evde zaman kullanımında ise sosyal medyada dolaşma, televizyon izleme gibi yaygın alışkanlıklar dışında kişilere göre farklı tercihler öne çıkıyor.

Ben de, durağan dönemi fırsat bilerek birikmiş okunacak ve çalışılacak malzemeleri gözden geçirdikten sonra daha çok kitap okumaya yoğunlaşmış durumdayım.

Yayınlandığından bu yana okuma listemde olup da bir türlü fırsat bulamadığım kitapları okumayı hedefliyorum.

Bu bağlamda, Elfin Tataroğlu’nun yayına hazırladığı “Aydınlanma Yolunda bir Ömür Bahriye” kitabından ve Bahriye Üçok’tan söz etmek istiyorum.

Bahriye Üçok’un yaşamını ayrıntılı biçimde öğrenme fırsatı bulduğum araştırma içerikli, okuyucuyu tatmin eden bir yayını okurlara sunduğu için Elfin Tataroğlu’nu kutluyorum.

Dönemin siyasi tarihine de ışık tutan, belgelere dayandırılarak desteklenen biyografi çalışması okuyucuya bir mücadele insanının yaşam akışını anlamlı bir çerçeve içinde sunuyor.

Bu noktada belirteyim Elfin Tataroğlu, geçen yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle Eskişehir Kadın Platformu’nun davetlisi olarak Eskişehir’de konuğumuz olmuş görüş ve düşüncelerini katılımcılarla paylaşmıştı.

Bahriye Üçok, çocukluk ve gençlik yıllarını büyük bir yokluk ve yoksulluk içinde geçiren ancak yaşamının her döneminde geçmişinden kopmadan topluma hizmeti ilke edinen örnek bir kişi.

Çağdaş bir ilahiyatçı

Tarihçi

Siyaset bilimci

Akademisyen

Atatürk inkilaplarını yaşatmak için mücadele etmiş bir devrimci

Cumhuriyet Senatosu Üyesi

Halkçı Parti Ordu Milletvekili

SHP Parti Meclisi Üyesi

Türkiye’nin aydın kalemi

İlahiyat Fakültesinde cübbe giyen ilk kadın akademisyen.

Daha sayılabilecek pek çok özelliği olan, laikliğin yılmaz savunucusu Bahriye Üçok, ne yazık ki görüş ve düşüncelerinden dolayı 6 Ekim 1990 tarihinde karanlık güçler tarafından evine gönderilen bombalı bir paketle yaşamını yitirdi.

Kitap, 71 yıllık yaşamı içinde acılarıyla, özlemleriyle, eşine ve kızına olan sevgisiyle, ülkesine ve Atatürk’e olan bağlılığıyla Bahriye Üçok’u yakından tanıtıyor.

Kitabı büyük bir duygu yoğunluğu içinde okurken, diğer yandan da aydın bir ilahiyatçı olarak ortaya koyduğu fikirleriyle yaşamını riske ederek mücadele eden Bahriye Üçok’a saygım ve sevgim inanılmaz bir biçimde arttı.

Ayrıca, ADD ve ÇYDD’nin kurulduğu günlerdeki siyasi ortamı Üçok’un kendi hikayesinden tanıklıkla okumak benim için önemli bir bilgilendirme sağladı.

Daha fazla ayrıntıya girmeden kitap vesilesiyle kızı Kumru Üçok’un iki büyük üzüntüsünü de paylaşmak isterim.

İlki, Üçok’un adı, yurdun dört bir köşesinde parklara, bahçelere, caddelere verilmişken yıllarca milletvekilliği yaptığı ve bir çok hizmete vesile olduğu Ordu’da tek bir caddeye bile adının verilmemiş olması.

Diğeri ise çok daha acı olanı, “Annesinin unutulmuş olması”.

Oysa ki kızının da belirttiği gibi Bahriye Üçok, sert bir yüz ifadesiyle çekilmiş tek kare siyah beyaz bir vesikalık fotoğraftan çok daha fazlası.

Unutulmayı haketmiyor.

Unutulmamalı…

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

Selami

26 Mart 2020 07:53
"..İslami Hareket Örgütü adına konuştuğunu bildiren bir kişi Üçok'u “tesettür konusundaki düşünceleri yüzünden” cezalandırdıklarını söyledi. Aynı kişi “İslam'a sınır koyanları öldürmeyi borç bildiklerini” belirtti..." "..Bombalı paketi kabul eden 'kargocu kız' olarak da tanınan Gülay Calap, uzun süre ortadan kayboldu. 16 Ocak 1994 tarihinde İzmir'de PKK'nın yan kuruluşu olarak sayılan Devrimci Halk Partisi'nin İzmir sorumlusu olarak gözaltına alındı..." (kaynak vikipedi)

depolama

evden eve nakliyat çeviri şehirler arası nakliyat ofis taşıma