ASPENDOS

11.09.2018 06:30

ASPENDOS



Beni tanıyanlar ya da yazılarımı takip edenler artık biliyorlar, yazları Antalya’nın Serik ilçesine bağlı bir belde de yazlık bir sitede yaşıyorum. Burada benim gibi emekli ihtiyar delikanlılarla arada birde yakın çevrede nehir kenarlarındaki serin restoranlara gidip sohbet edip, demleniyoruz. Yine bu pazar günü baktık havada bulutlu, gidip bir öğle rakısı içelim dedik. Gündüz gözüyle, hele dostlar meclisi ise bir başka olur o sofraların tadı. Yaşamın yükünü çekmiş, hepsi kendine göre yaş almış ama duyarlı kalpler, yorgun gönüller hep birlikte birazcık gülmeye, eğlenmeye çalıştık. Gün batmadan da önünden geçip gittiğimiz ünlü Aspendos tiyatrosunun bulunduğu Belkıs yerleşim birimine bağlı tarlalarda akşam üstü yürüyüşü yaptık. Bundan bin sekiz yüz yıl evvel Romalı Zenon bu antik tiyatroyu yaptırırken de birileri dolaşıyor muydu bu tarlalar da acaba? O verimli topraklarda ne ekiliyor, nasıl bir artı değer yaratılıyor, nasıl saklanıyordu diye merak içinde dolaşırken, elinde çapası tarlasıyla uğraşan bir köylüğe rastladık. İçimizde ziraat mühendisi bir ağabeyimiz var, dayanamadı sohbete başladı. Adının Mustafa olduğunu öğrendiğimiz Antalya’nın Serik İlçesi Belkıs köyünden çiftçi kardeşimiz domates ektiğini, onu bir Türk Lirasından satacağını, bizim ise beş Liradan yiyeceğimizi, sorumlusu birazda bizmişiz gibi azıcık sitemkar, bir solukta anlatıverdi. Emekli ziraat mühendisi ağabeyimiz bu sömürünün kooperatifleşmeyle aşılabileceğini, yıllardır köylülere bunu anlattığını söylese de, Mustafa bunun mümkün olmadığını kimle konuşsa hemen kaçtığını belirterek kendine göre haklı sebepler sıraladı. Mustafa uyanık bir köylü, ayrıca örgütlenmeyle ve çevresini uyandırmasıyla bunun üstesinden gelebileceklerini söyleyince de içeri düşeceğinden korktuğunu, bizi tanımasa bile açıkça belirtebilecek bir yürek de taşıyor. “İçeri düşme” korkusu, Akdeniz’in turizmle iç içe yaşayan bir köyünde, Devlet Opera ve Balesinin ardı ardına temsiller verdiği, belki de Türkiye’nin en büyük kültürel ortamının yaşatıldığı Aspendos Antik Tiyatrosunun hemen yakınında ki bir tarlada, domates ekimi ile uğraşan bir köylünün başının üstünde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyorsa, bu ülke bitmiş demektir. Bu durumdan kim pay çıkarır bilemedim ve sorayım dedim: Siyaset mi, aydınlar mı, yargı mı? Yoksa hepsi mi?..

NOT: Bana on gün kadar izin, dönünce görüşebilmek dileği ile…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle