ARZUHAL

18.02.2019 06:30

ARZUHAL



Hörmetli Başkanım...

Bu nasıl bir muhalefetse size acayip takmış!

Kafa rölantileri matiz olmuş, bir türlü ritim tutturamıyorlar. Mübareklerin dilleri dil değil, sanki başıboş öten zil...

Sabah-akşam allıyorlar pulluyorlar, kuru-sıkı sallıyorlar.

İşleri güçleri yalan alıp yalan satmak, sağı sola katmak...

Üst akıldan besleniyorlar; bir de kalkıp akıl vermeğe hevesleniyorlar.

İp'lisi ip'sizi, tiplisi tipsizi hepsi bir araya gelmiş ki, tam bir hengâme...  

   Hani vatandaşın biri, zatınıza olan sevgisinin büyüklüğünü ifade için, affedersiniz, 'şeyinizin kılı olurum' demişti ya..!

  Ta o zamandan beri size acayip kıl oluyor bu adamlar.

 Hâlbuki vatandaş sevgisini böyle ifade etmiş, size ne kardeşim?

 Hani sizin bi yerinizin kılı olmak isteyen var da biz mi görmüyoruz? Buyurun tek bir kişi gösterin, ben de kalemimi kırayım!

  Ne diyelim, Allah kellerinize kıl, kafalarınıza da akıl versin!

  Gerçi benim bir şey dememe gerek yok. Reis bunların attıkları çamurları taş yapıp iki kaşlarının ortasına bi güzel oturtuyor.

   Ama akıllanacaklarını hiç zannetmem! Çünkü tilkiler tüy değiştirir, ama huy değiştirmez... 

  Şimdi de tutturmuşlar, domates, biber,  patlıcan... domates, biber, patlıcan!

 Hay zıkkım olsun,e mi!

  Hangi karanlık emeller peşindelerse pırasayla sivri biberi de kattılar işin içine.

Reis diyor Cudi-Gabar, bunlar anlıyor yat da zıbar...

Reis diyor millet için beka; bunların akıllarındaki Apo'ya Beka (Vadi'si)...

   Domates, biber, patlıcan bahane...

   Amaçları o malum mihrakların yönlendirmesiyle milleti zillete sürükleyip zürriyetini kurutmak. Ve beka'mızı ilgilendiren, yerli ve milli, 'en az üç çocuk' projesini çökertmek...

  ''Yok deve! bu kadarı da fazla!'' dediğinizi duyar gibiyim. O zaman da bi zahmet bilim kadını Canan Karatay ablamıza kulak verin lütfen.

   Ablamız yıllardır yırtınıp duruyor: ''bu sebzelerin hepsi hormonlu, hepsi ilaçlı... yemeyin kardeşim yemeyin! Yemeğe devam ederseniz, Allah korusun tüm erkekler pek yakında ebe nineme dönecek. Bu gidişle Bülent Ersoy'un memeleri, çoğu erkeğin memelerinin yanında nohut kadar kalacak. Berberlerimiz, saç-sakal tıraşı yapmak için bir kara bıyıklı'yı mumla arayacaklar''

  Bu gidiş gidiş değil Başkan'ım.

  Korkarım, 'üç çocuk, üç çocuk'' derken elde kalacak ''hiç çocuk!'

   Bakın da ibret alın: Yunanlılar tükendi bitti...

   Şimdilerde Yunan Hükümeti yana döne, dölü-döşü yerinde er kişi arıyor. Çocuk yapabilecek kabiliyette bir erkek bulsalar, kırmızı kurdele bağlayıp şeyine altın takacaklar, altın!

  Geçmişte arkadaşım Tasos bu yüzden bana sitem ettiydi de güldüydüm: 'Sizin yüzünüzden çekmediğim kalmadı dostum, er kıtlığından tam dört yıl askerlik yapmak zorunda kaldım'' diye...

   Ben de cakayla fiyakayla: 'Ulan Tasos, sende akıl yok. Gelip askerliği bizde yapsan bedelliden yırtar, bir gün bile askerlik yapmazdın. Şimdi sen git sizinkilere söyle, erkekliğimizin zekatını verelim, karınız kancığınız gunnaklar da her evde en az üç beşik sallanır oğlum''  dedim de bana küstü, köpürdüydü.

   Şimdi ise korkmaya başladım, Allah korusun, zekât verecek durumda iken, sakın zekata muhtaç olmayalım!

   Bu husus, milletimizin beka'sına karşı biyolojik harp yöntemi değil de nedir beyler?

   Başkan'ım, gaza gelip bu domates, biber, patlıcan fiyatlarını düşürmeye falan kalkmayın! Tam tersine daha da zamlayın ki millet yiyemesin, er'liği kurtulsun! Olmadı acilen KHK ile satışı yasaklansın!

  Sayın Başkan'ım,

  Sakın ola ki, oy moy diye telaşlanmayın; zira bu millet zatınıza âşık, âşık... Malum, âşık maşukundan karşılık beklemez.  Tecrübeyle sabit, atılan dayak bile sevgiyi eksiltmeyip, hatta artırıyor.

   Hatırlarsanız Soma'da danışmanınız vatandaşı iyi bir tepikledi de, muhalefet el oğuşturduydu. Oğuşturdu da ne oldu? İlk seçimde oylar elek oldu, elek... hevesleri kursaklarında, ağızları da açık  kaldı.

   2011 seçimleri arefesinde, Afyon Beyyazı Kasabası'nda, bir meseleden ötürü, partili bir müteahhitle kasaba halkı karşı karşıya geldi. Jandarma, kasaba halkına, Allah yarattı demeden verdi dayağı, verdi dayağı...

  Görmeliydiniz, halkta bir afra bir tafra... Neymiş efendim,''bir daha bu kasabaya bu parti giremezmiş, tek oy dahi alamazmış...'' falan filan.

    Bu durumu ciddiye alıp, ahalinin gönlünü almak için kasabaya gelen Veysel Eroğlu bakanımızı taşlamalar, arabasının camını çerçevesini indirmeler gırla... tabi muhalefet yine sevindirik...

     Hakkı teslim etmek gerek; kasabalı gerçekten sözünün eriymiş... Seçime kadar partilileri kasabaya asla sokmadılar; ama oyları sandığa öyle bir güzel soktular ki Başkan'ım, yüzde altmış oldu yüzde yetmiş...

   Bu halk sizi pırasaya, domatese, patlıcana, sivri bibere hiç değişir mi?

  Milli Beka'mız için domates, biber, patlıcanla mı dövüşeceğiz düşmanla?

  Aldırmayın Başkan'ım, takmayın bu ayarsızları...

  Durmak yok... yola devam!




Yorumlar (4) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

Fanatik Vali Baba

18 Şubat 2019 09:55
Vallahi çok güldüm. Pazartesi gününün gelişini bekleyişim 1 sizin yazılarınız 2 çukurun yeni bölümü ısrarla takipteyiz.Ağzına sağlık vali baba

S.Çakır

18 Şubat 2019 12:24
Kalemine yüreğine sağlık vali baba.

Türk Yılmaz

18 Şubat 2019 19:17
Bence bir şeyler değişebilir ya. O kadar ümitsiz değilim.

İhsan Akın

20 Şubat 2019 16:48
İlk defa okudum. Çok nükteli. İnce espriler var. Tebrikler. Ama sayın çalışıcının reis desteğini yeni öğrenmiş oldum.