ANNELER GÜNÜ

13.05.2019 06:30

 ANNELER GÜNÜ



       (Hiç armağan veremediğim anama...)

    MEKKEHAN...Bu, benim anamın adı... Bilinmeyen, duyulmamış, güneş gibi içimi ısıtan bir isim.

   O, Kafkas'ların eteklerinden Eskişehir'e  göçmüş, sonrası Afyon'a, gelin gitmiş bir Karaçay kızıydı.

   Karlı zirveleri bulutları delen Mingi Tav'ın pınarları kadar temiz, o vahşi zirvelerde açan bir Setenay çiçeği gibi narindi.

       

                                                                 *

    Gelin gittiği İsmail Köyü'nde, küçük büyük herkesin ''Mekkehan Aba''sı, dizi dibine sığınanların dert anasıydı. Canlı bir bereket gibi elinin değdiği her şey düzelir, gözünün gördüğü her şey çoğalırdı. Kanatlarını gökte bırakıp yere inmiş bir melekti sanki.

    Evimizdeki varlığı tatlı bir rüya, pencerelerimizin camlarına gelip konan bir barış duasıydı. Az yer az uyur, günü gecesi birbirine karışmış, içi dışı  hafiflemiş olarak dolaşırdı hep. Ezeli teselli gibi akan uysal iyiliği, hayatı yeniden ve ihtirassız yoğurma gücü kazandırmıştı ona.  Üşüyen yürekler onun nefesiyle ısınırdı. Sesinde, soluğunda, gözlerinin ışıltısında, bayat ve pörsük hayatı canlandıran ve güzelleştiren sihirli bir güç saklıydı. Fıtri idrak ve irfanıyla öyle nasihatlar ederdi ki, akan suların yatağını temizlediği gibi temizlerdi yürekleri.  Sözleri ölgün ruhlara can, çaresizliğe isyandı. Sıkıntılar, umutlu ve muştulu sözleriyle ipinden kopan tespih taneleri gibi dağılır giderdi. Onun bulunduğu ortam sessiz,dingin,hoş bir barış havasıyla yüklü olurdu. Dost gülüşüyle herkesi anlaştırır, niza çıkarmak isteyenleri, sabrı ve sıcak yaklaşımıyla  bozguna uğratırdı.

   Dalları keskin baltalarla budanmış olsa da, o soylu güzelliğini, o asil duruşunu ömrünce hiç kaybetmedi. Onun varlığıyla gönlüm, aile ocağı rüyalarının küçük ak bulutlarıyla süslenirdi hep.Uyku, bir tavuskuşu yumuşaklığıyla peri masallarının rengine bürünür, rüyalı gecelerimi daha rüyalı yapardı.

    Uzaklardayken bile  canlı ve sıcak bakışlarını üstümde hissederdim hep. İsmim onun dudaklarında şakıyan bir kuş olurdu. Ne yaramazlık yaparsam yapayım, en kızgın anlarında bile kucaklar,  bastıra bastıra öperdi yanaklarımı. O' nun bu öpüşleri,içimde ne fırtına bırakırdı, ne sağanak, ne sel...Yüreğimde kopan ibrişimin uçlarına sahici ilmekler atar, içimde sönen yıldızları yeniden tutuştururdu bir bir. Yaşam çoğalır, azgın denizler susar, bunaltan akşam karanlığı ötelere çekilirdi. Saçlarımı okşayan parmakları ise, sabah yelinin dokunuşu gibiydi.                                                                         

                                          *

    1959, o eylül sabahı...

    Uzun zamandır düçar olduğu zatürreyi bir türlü atlatamamıştı.

    Okul çantamı almış kapıdan çıkarken,arkamdan titrek ve zayıf ünledi.

   -Kadir..!

    Sesi dipsiz kuyulardan bir çığlıktı.''Buyur ana!'' diyerek, üzgün ve tedirgin yanına vardım.

    Güz elması gibi kızarıktı yanakları. O daima gülen çehresi sapsarı bir hüzündü. Gözlerinin gözlerime, her daim  gün ışığı gibi dolan pırıltısı yorgun ve solgundu. Yüzünde umuda yer vermeyen bir bezginlik vardı. Hele de son zamanlarda, bize hissettirmemeye çalışsada, bitimsiz gecelerin en karanlık yerinde, en narin dalları bir bir kırılıyordu.

   Yüzümü  avuçladı; içinin ateşinden çatlamış dudaklarıyla uzun uzun öptü yanaklarımı. Anlamıştım, anam bana veda ediyordu; sesi iniltili ve özür diler gibiydi.

    -Ah sarı guzum, dedi...biliyorum daha çok küçüksün! Seni böyle boynu bükük bırakmak ister miydim hiç? Ah kader guzum, kader...Hadi sen okuluna git gayri! Ayağına taş değdirmesin Allah'ım! Ulaştırsın düşlerine, yıldızlarına! Hadi geç kalma, git okuluna!

   Ölümün Anamı sobelemesini küçük yüreğime bir türlü sığdıramıyordum. Gözdiplerimi yakan yaşlara daha fazla direnemedim. Kollarından sıyrılarak sokağa fırladım.Hıçkıra hıçkıra:   

    -Tamam ana,tamam! Bekle beni, okuldan hemen döneceğim, n'olur bekle!

                                          *

    Burası neresiydi, zaman ne zamandı, farkında değildim.Sıra arkadaşım durmadan dürtekliyordu.

   -Bak öğretmen soru soruyor, cevap versene!

    Öğretmen tepemdeydi. Rüyasız bir uykudan uyanır gibi silkindim.''Sen dersi dinlemezsin ha...'' demesiyle tokadın yüzümde patlaması bir oldu.

      O tokat içimdeki bütün setleri anında yıkmış olacak ki, sıraya kapaklanıp hıçkırıklara boğuldum. Öğretmenim telaşlanmış, bir yandan beni kucaklıyor, bir yandan da özür diliyordu.

    -Çok mu acıttım yavrum, tüh tüh, keşke elim kırılaydı, tüh...

    -Öğretmenim ondan değil!

    -Ya neden oğlum?

    -Öğretmenim Anam...

      Fazlasını söylemeye dilim dönmedi. Kollarından kurtulup çılgıncasına merdivenleri indim. Okul bahçesindeki çocukların kulaklarımı tırmalayan sevinçli çığlıklarını arkamda bırakarak eve doğru koştum, koştum...

    Vardım ki kapı kilitli, ev perişan... 

     Anam, kendisiyle birlikte güzel olan ne varsa,bilinmeyen bir aleme doğru hepsini  alıp götürmüştü. Bana da  anasız bir evin korkutan yalnızlığı kalmıştı.

   Uzun bir süre olduğum yerde yalnız ve çaresiz kalakaldım... Evimizin  taş duvarına sırtımı dayadım. Gözlerimden sel gibi akan  yaşlarla yiğitçe savaşarak,

    '' Niçin vazgeçtin ana? dedim, niçin niçin? Ödünç verdiğin yerlerden baharlarını geri alamadığın için mi? Beni, kopan bir uçurtmanın ardında öylece bırakıp, o sımsıcak, o tertemiz gülüşlerini, o şefkat dolu bakışlarını yanına alarak  çekip gittin. Ve bıraktın bu vahşi, bu acımasız hayatın çekilmez yükünü çocuk kirpiklerime. Hani masalların hep mutlu sonla biterdi...Ya bu ne ?''

      İşte sana söz Anacığım, söz ! 

      Bundan böyle yaptıklarını ve seni unutacak kadar asla büyümeyeceğim...''

      BUNCA YIL SONRA ANLADIM Kİ,  MEĞER ANAMDAN EMDİKLERİM SÜT DEĞİL,  SÜTBEYAZ MUTLULUKLARMIŞ !

       RAHMET OLSUN ANAMA VE BÜTÜN ANALARA...

Yorumlar (9) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

KÜBÜZ BEY

13 Mayıs 2019 13:56
Sayın valim beklediğimize değdi çok güzel bir anneler günü yazısı, anlatmak isteyipte dilimizin dönmediği duygular kadir çalıcı bey elinize dilinize sağlık Allah size uzun ömürler versin yeni yazınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

ahmet

13 Mayıs 2019 07:52
kadir bey ne kadar güzel yazmışsın. sanki benim duygularıma tercüman olmuşsunuz tesekkürler.

sabahat

13 Mayıs 2019 16:08
ne güzel akıcı ve derin uslüp, her bir kelime anlamlı ,laf olsun kabilinden değil..yazınızı okurken bende "gözyaşlarımla yaptığım savaşı" kaybettim . bir evlat/ana ilişkisi bu kadar güzel ve duygu dolu anlatılır sanırım Sn VALİM. ANANIZA VE GEÇMİŞ TÜM ANALARA RAHMET EYLESİN YÜCE YARADAN.

cemal

15 Mayıs 2019 09:23
Baba kaybedilirse YETİM. Anne kaybedilirse ÖKSÜZ kalınır. Yazarın ifadeleri gözlerimi yaşarttı. Bunlar kaybedildiğinde sizin başarılarınızı, dertlerinizi içten dinleyen, yol gösteren destekçinizi kaybetmiş olur ve ömür boyu yanlızlaşırsınız.

Yaşar

13 Mayıs 2019 17:26
Sayın Valim böyle yazımı yazılır, hüngür hüngür ağlattın beni yapmayın böyle...

Sema

16 Mayıs 2019 09:22
Sayın Valim aglattınız sanki o anları yaşadım annenizin mekanı makamı cennet olsun. Tüm annelerin anneler günün kutlu olsun.

Hikmet Ulu

15 Mayıs 2019 10:51
Tek şey diyebiliyorum boğazım düğüm düğüm..

Ali Tan

16 Mayıs 2019 15:38
Ne yaptın vali baba

Bir genç

18 Mayıs 2019 02:44
Yazıyı okuduktan sonra gittim anama sarılıp ağladım...