ANLAMADIĞIN DUAYA AMİN DEME !

04.03.2019 06:30

ANLAMADIĞIN DUAYA AMİN DEME !



Geçenlerde tanıdık bir dostun işyeri açılışı vardı. Israrlı davetini kıramayıp gittim.

       Hatırlı bir insan olduğu belli... Çok kalabalık bir davetli topluluğu işyerinin önünü miting meydanına çevirmiş bekliyordu.

      Böyle durumlarda adettendir; bir hoca çağrılır, açılış öncesi dua ettirilir.     

      Usulen birkaç konuşma yapıldıktan sonra sıra dua edecek hocaya geldi. 

      Hoca efendi mikrofonu aldı eline; fakat kalabalığın uğultusu bir iki tık tık'la kesilmeyince karşısındaki topluluğu günahkar sayan azarlayıcı bir bakış fırlattı. Bu da yetmeyince tehditkâr tehditkâr öksürerek göz zılgıtıyla kalabalığın röntgenini çekti. Bu sefer başardı, herkes suspus olmuştu.

       Sonra genizden gelen bir sesle başladı Arapça okumaya. Belli ki hocanın ezberden yüzlerce kez tekrar ettiği klişe dualardan biriydi... Doğal olarak bir şey anlamadığımız için, uzun süre koyunun kavalı dinlediği gibi dinlemeye devam ettik. Hocanın sesinin kuru ve ruhsuz oluşuna bakılırsa yaptığı duanın anlamından kendisi de bihaberdi...

      Hava soğuk değil buz ki buz... Ayaz, değdiği yeri bıçak gibi kesiyor. Bizim hocada desen fren hak getire, uzattı da uzattı. Herkesi sıkıntı bastı, herkes rahatsız... Tüm davetliler gibi ben de 'Bir an evvel şu merasim bitse de soğuktan kurtulsak diye dua ediyorum içten içe. Kalabalık aksırarak, öksürerek rahatsızlığını açık açık belli edip 'yeter' diye hocanın gözünün içine bakıyor. Iı ıhh! Hoca hiç oralı değil. Üstelik gözleri yumulu, 'Sizi bir kere yakalamışım, öyle kolay bırakır mıyım' dercesine işmarlara aldırdığı yok; uzattıkça ağzından burnundan daha da fazla buharlar çıkararak, vitese takmış, tam gaz gidiyor.

        Kalabalık açılışı falan unutmuş, bu defa hoca duayı bitirsin diye dua ediyor. 

       Uzun idarecilik yıllarımda görev gereği buna benzer sayısız merasim ve açılışlarda bulundum.  

        Her fırsatta hocalara rica ettim, yeri geldi ikaz ettim. ''İyisiniz hoşsunuz da hoca efendiler, ne olur şu duaları kısa ve öz okuyun; ama en önemlisi de  duanızı 'Türkçe' okuyun... Türkçe okuyun ki millet olarak neye amin dediğimizi bilelim!''

      Ama nafile... Bizim hocaların böylesi mi kolayına geliyor nedir, hep bildiğini okumaya devam ettiler ve hala da ediyorlar.

     Anlamını bilmediğiniz duaya amin demek bakın görün nelere mal olurmuş?

    İşte size kıssadan hisse bir fıkra:

    Bir zamanlar Elazığ yöresinde bir köy ağasına nüktedan bir hoca misafir olur. Ağa,

     -Hocam der, bana öyle bir dua öğret ki kimseler bilmesin, hem de müstecab olsun.

              Şakacı Hoca, ağaya,

             -Hay hay ağam, der; işte sana hiç kimselerin bilemediği güzel bir dua...

            "Allahümme cealni dübben kebira, fi cebelin azim".

          Dua ağanın çok hoşuna gider ve iyice bir ezberler.

          Gel zaman git zaman, bizim ağanın evine başka bir hoca misafir olur. Ağamız da, namazdan sonra, biraz da yeni gelen hocaya hava olsun diye, ezberlediği o duayı seslice okumaktadır.

         Hoca kulak kabartır, tuhafına gider. Allah Allah! Bu ne ya! diye okuduğu duayı tekrar okumasını ağadan rica eder. Ağamız da övünçle ve tekrar bi güzel okur. Hoca şaşırır.

         -Ağam sen ne diyorsun, böyle dua mı olur?

          Ağa, bilgiç bilgiç:

          -Bu dua, kimselerin bilmediği, yalnız benim bildiğim çok mübarek bir dua, diye gururla tekrarlar. Hoca,

       -Aman ağam ne yapıyorsun? der; sakın ha böyle dua olmaz; anlamı çok kötü !

        Ağa çok bozulur.

       -Peki söyle o zaman, neymiş anlamı?

        -Ağam sen diyorsun ki, "Allah'ım beni ulu bir dağda kocaman bir ayı yap!"

        Ağa anında celallenip öfkeden küplere biner ve bunu kendine hakaret sayar. O sinirle silahına davranır,  hocayı öldürmeye falan kalkar. Etraftan yetişenler ağayı zar zor sakinleştirirler. Ortalık yatışınca hoca sakince gülümseyerek,

      -Ağam der, sen yine de şükret! Ya duan kabul edilseydi halin nice olurdu?

       Evet dostlar... Galiba bizim esas sorunumuz tam da bu! Bu zavallı millete, yüzyıllarca inandığı kutsalların manasını anlatmadılar, öğretmediler... Bu cehaletle de din, zengini semirten, fakiri sömürten ve buna da şükrettiren bir öğreti haline geldi. İşin özü, anlamını bilmediğimiz dualara 'amin' diye diye bu hale geldik.

         Bundan sonra da anlamadığımız dualara amin demeye devam edersek vay halimize!

      Korkarım o zaman da, cümbür cemaat,  ulu bir dağda koca birer ayı olup çıkarız; hafazanallah...

          Benden söylemesi...

Yorumlar (6) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

Gürkan AKBULUT

04 Mart 2019 08:48
Yine enfes bir yazı olmuş Sayın Valim, yüreğinize sağlık, Pazartesi gününü sabırsızlıkla bekliyoruz.

fanatik valibaba

04 Mart 2019 12:05
Elinize dilinize sağlık sayın valim yine süper bi yazı gündeme aldınız. Sizin yazılarınızı okudukça bizdede kıssadan hisse insanlara anlatıyoruz. Keşke haftada 1 den fazla yazınıza erişebilsek. ve yeni bir kitabınızıda bekliyoruz.Sıkılmadan bunalmadan okuyoruz var olun saygılarımızla..

Nilgün Soydan

04 Mart 2019 09:53
Sayın Valim... ulusal basından çalacaklar sizi. Bizden çalacaklar. Söylemesi benden. Yazılarınız iyiden iyiye göz hapsinde. Vermeyiz sizi bir yere. Ellerinize sağlık Valim. Sizin manevi varlığınız ve öğütleriniz ile haftaya başlıyoruz. Minnetle...

Güneş

04 Mart 2019 09:49
Bugün de çok güzel beklediğimize değmiş Sayın Valim yüreğinize sağlık

Mehmet Sadık Bozkurt

07 Mart 2019 22:24
"Bilmediğimiz duaya amin demek..." Bir köşe yazısı ancak bu kadar güzel olur! Dil tadı var. Sabırsızlıkla bir sonraki yazıyı bekliyoruz.

Lutfi Akgun

02 Mayıs 2019 14:25
Hafazanallah ne demek anlamınıda bir yazıversene!!!!! Arapça ya karşı çıkarsınız ama ağzınızdan arapça kelime eksik olmaz. DIL böyle birşey. Mahkum eder kendine.