Akıl gözümüzü açan zenginliğimiz

18.06.2019 06:30

Akıl gözümüzü açan zenginliğimiz



Son dönemde, “İnsan beyninin işleyişini anlama” konusunda bilim ve teknolojinin yarattığı ilerlemelere takıldı merakım: Daha önce okuduğum ve notlar aldığım bir dizi kitabın derinliklerinde yeniden dolaşıyorum: Michio Kaku’ nun “Zihnin Geleceği”, Richard H.Thaler ve C. R. Sunstaein’in “ Dürtme”, David Eeagleman’in “Incognite”, David Eagleman ve Antony Brand’ın “Yaratıcı Tür” ve Lisa Feldman Barrett’in “Beyninimizin Parmak İzleri” adlı kitaplarına ilişkin notlarıma dönüşler yaparken, ayrıntılara erişmek için tekrar tekrar sayfalar arasına dalıyorum. Ayrıca HBR/T ile Turquie Diplomatique gibi aylık yayınlarda yer alan analizleri de fikr-i takip disiplini adına okumayı sürdürüyorum.

David Eagleman’ın “Incognito/ Beynin Gizli Hayatı” adlı kitabından bir bölümü ödünç aldım: Mike May üç yaşında bir kimyasal patlamada gözlerini yitirmiş. Görme engeli, ama bu engeli O’nun en iyi Alp disiplini iniş kayakçısı, aynı zamlanda başarılı bir iş insanı olmasının önünü kesememişti.

Mike 46 yaşına geldiğinde, yeni bir cerrahi yönteminin gelişmesi ona görmeyi yeniden kazandırabilmenin fırsatını yaratmıştı. Mike May görme yetisi kazanmak için ameliyat olmuştu. Gözündeki bandajlar çıkarılacağı anda bir fotografçı da hazır bekletilmişti. İki çocuğunu ilk kez görmüş; yüzünde biraz mutluluk, biraz şaşkınlık belirmişti. Doktorlar ve o ãna tanıklık edenler dokunaklı bir sahne yaşanacağını bekliyormuş. Sonuç hiç de beklenildiği gibi olmamış.

Gözleri kusursuzca gördüğü halde Mike çevresine şaşkınlıkla bakıyormuş. Beyni girdi bombardımanı karşısında ne yapacağını bilememiş. Gözleri, oğullarının görüntüsüyle değil, renkler, ışıklar, eşyalar karmaşasını anlamlandırmaya çalışmış.

Eeagleman’ın saptaması şöyle: ”Gözleri işlev görüyor; ama görmeyi başaramıyordu”.

•••

İstanbul’da uluslararası bir toplantı öncesinde karşılaştığım ticaretle uğraşan okuyucumuz, “Yazıların ağır; bugünkü yazını da anlamak için iki kez okudum” diye yakındı. Sözlerini yeni bitirmişti ki, ülkemizin önde gelen bir firmasının CEO’su, “ Hoca, bugünkü yazın bir harika. Analitik ve uyarıcı.Ellerin dert görmesin” dedi. Hemen ardından da önemli bir bankanın yöneticisi ellerimizi sıktıktan sonra, “ Hoca bugünkü yazında bakış açısını çok beğendim. Yazıyı çoğalttırarak arkadaşlara dağıttırdım” açıklamasını yaptı.

CEO ve banka yöneticisi yanımızdan uzaklaşınca, ticaretle uğraşan okuyucu içtenlikli sordu: “Yahu bende bir sorun mu var? Benim anlamak için iki kez okuduğum yazıyı, onlar göklere çıkardı…”

Kendisinde bir sorun olmadığını, ilgi alanlarımızın değişik olması nedeniyle “kavram birikimlerimizin” farklı olmasından kaynaklandığını; hepimizin, yüzleştiğimiz olay ya da olguları kavramlarla “anlamlandırdığımızı” anlattım. Yazıda kullanılan, kendisinin zihninde net olmayan kavramların altını çizmesini istedim. Sonra kavramları tek tek kendisine açıkladım; yazıyı bir kez daha okumasını rica ettim. Özenle okudu, “ Haklısın, sizin ilgi alanınızdaki kavramlarla ilgili olmadığım için yazıya yüklediğim değer farklı olmuş,” dedi.

Mike May’ın fiziksel görme engeli kavramsal birikimini engellediği için ilk gördüklerine anlam verememiş, herkesi şaşırtan şaşkın bakışlarla çevresini izlemişti.

Görme engeli olmayanların “akıl gözlerinin kapasiteleri” kendilerine kavramsal zenginleşmeye yatırımı yapıp yapmadıklarıyla ilgilidir. Meraklı, zamana kıymasını bilen, dünyada olup bitenlerle ilgili olan, kavramsal çeşitliliği izleyen ve içselleştirenler, daha tutarlı varsayımlara dayalı zihni modellerle belirsizlikleri azaltır; tutarlı tahminler yaparak enerjilerini verimli kullanırlar.

.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle