AFİYET OLSUN

21.10.2019 06:30

AFİYET OLSUN



Ne zamandan beri merak ederim. Bu bizim kimi siyasiler niçin böyle tutarsız davranışlar sergilerler?

Niçin çoğunun bir lafları bir laflarını tutmaz, dün ak dediklerine bugün kara derler; önce söverler, sonra överler; tepişip dururlar? 

Sebebi şimdi anlaşıldı.

 Nereden mi?

Tarım Bakanlığının açıklamasından!

Meğer yüz küsur bilmem kaç firma, yıllardan beri hepimize at, eşek ve domuz eti yedirip durmuşlar da haberimiz olmamış.

Eee... O zaman da yalan değilmiş,

"Ne yediğini bilmeyen milletin,

Ne dediğini bilmeyen siyasetçisi olur."  dedikleri...

                                                     ***

 

 

 

BÖYLE DOST DÜŞMAN BAŞINA

Geçenlerde İtalya ve ABD Dışişleri Bakanları bir basın toplantısı yaparlar.

Bu sırada, bir bayan gazeteci elinde bir paketle yaklaşır ve herkesin meraklı bakışları altında ABD Dışişleri Bakanı Pompeo'ya verir.

-Bu KÖPEK MAMASIDIR ekselans, der.

Biliyorsunuz köpekler fedakardır, vefalıdır, sadakatlıdır.

Özellikle sizin bundan günde üç öğün yemeniz gerek.

Yemelisiniz ki, hiç olmazsa köpekler kadar vefalı ve sadakatli olmayı öğrenirsiniz.

 

Bu duruma bir hayli güldüm ve,

-Ah ablam ah, dedim; yazık o köpek mamasına.

Sen o Amerika'yı bize sor.

70 yıldır dost dost diye, memleketimizde ne kadar mama varsa hepsini, hatta bebelerimizin mamalarına kadar yedirdik be ablam!

Yetmedi iliğimizi, kanımızı da emdirdik, yine de yaranamadık.

Adına dost denen bu haydut, sonunda bizi on paralık bir terör örgütüne değişti.

Yaa güzel ablam, işte böyle..!

Bu yezitlere dünyadaki bütün köpek mamalarını yedirsen bile iflah olmazlar.

                                               ***

 

GAFLET Mİ İHANET Mİ?

8 Ağustos 1964...

O günler Kıbrıslı Türkler için ölüm kalım günleriydi. Kadın, çocuk, genç, ihtiyar demeden Rum-Yunan çeteleri tarafından hunharca katladiliyorlardı.

Şu günlerde KKTC  Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan Mustafa Akıncı denen bu herifin soyu sopu da dahil hepsini son ferdine kadar imha etmek için Akritas Planı'nı uygulamaya başlamışlardı o palikaryalar.

 Bütün Kıbrıslı Türkler perişan ve çaresiz, gece gündüz Türkiye semalarına bakıyor, biran önce Türk uçakları ve Mehmetçik gelsin de bizi kurtarsın diye dua ediyor, yalvarıyorlardı.

Nihayet  geldiler...

Göklerin şahinleri Eskişehir'den havalanıp imdatlarına yetişti. Rum Yunan mevzilerinin tepelerine ateş yağdırdılar.

Sonrasında da, "Bir gece ansızın Mehmetçik geliverdi."  Kanı canı pahasına kardeşlerini yok olmaktan kurtardı;  kurtardı da KKTC Devleti kuruldu ve özgürlüklerine kavuştular.

                                            *

Dün Köprübaşı'ndan geçerken gözlerim Cengiz Topel'in heykeline takıldı.

İşte o an bu Mustafa Akıncı denen herifin Barış Pınarı Harekatı hakkındaki  sözlerini hatırladım.

 Gaflet, ihanet, vefasızlık, sadakatsızlık, vicdansızlık; adına ne derseniz deyin, o sözler bir ok gibi yüreğime saplandı.

Cengiz Topel başta, hayatının baharında bir gül bahçesine girer gibi kara toprağa giren şehitlerimizi düşündüm; düşündüm de hüzünlendim...

Keşke içimizden biri çıksaydı da, o bayan gazetecinin Pompeo'ya yaptığı gibi, günde üç öğün yemesi şartıyla bir paket köpek maması da bu Mustafa Akıncı denen herife verseydi.

Kendinde olmayıp köpeklerde olduğu bilinen fedakarlık, vefa ve sadakat duygularından bir nebze de olsa onun vicdanında da yeşerir miydi?

Acaba..?

                                                     *

SELAM

Ulan ne Avrupaymışsın be!

Bizim çocukların selamı bile bir yerlerinize batıyor; hayret!

Selam durmanın bir soruşturmaya konu olacağını duysam dünyada inanmazdım; hayret ki ne hayret!

Ulan leş kargaları, selamımız bile sizi kudurtmaya yetiyorsa;

O zaman da kudurun bre alçaklar, kudurun!

Size şimdi bizim Afyon'lu Efe Celal'in ağzından saydırmayı ne çok isterdim; ama ah edep...

Madem saydıramıyorum, o zaman benden de, size ve de yedi sülaleninize bir MEHMETÇİK SELAMI...

Oldu mu?

                                                           *

LÜKS ARABA

Hak-İş Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci altındaki lüks Audi'yi beğenmemiş.

Eee haklı adam.

Lüksün lüksü de var.

İtibarından tasarruf etmek istememiş ve de 1.3 milyon tıko parayı sayıp makam arabası olarak ultra lüks bir BMW almış.

Aslında bu BMW'nin gerçek değeri 1.8 milyon TL imiş.

O, 1.3'e işi bitirivermiş...

Matematiğim zayıf olduğu için parmak hesabı yaptım.

 İşçiler bu alış-verişten tam tamına 500 bin TL kârlı.

Aşkolsun sana başkanım!

Gariban işçiyi bunca hassasiyetle düşünmen gözlerimi yaşarttı.

Bakma sen benim hasetlendiğime.

Sözde kırk yıl idarecilik yaptım.  Kıçım böyle lüks arabalara hiç değmedi.

Makam arabam, herkesin binebildiği ya bir Opel, ya bir Renault oldu.

Aksaray' da, bir gün Alman müdür Herr Heinstein, makam arabası diye bindiğim Opel'e acayip acayip baktı.

-Yahu Vali Bey dedi, burada koskoca Mercedes fabrikası var, senin makam arabansa Opel, hiç yakışıyor mu?

Ahmaklık işte, yine de ayıkıp akıllanmadım.

Hele Eskişehir'de, her yanından hava üfüren 15 yaşındaki bir Renault ile tam altı seneye yakın koşturdum.

Koskoca devletin itibarını ayağa düşürüp on paralık ettim. Sakın yanlış anlamayın!

Devletin parası pulu olmadığından değil ha... Kendi ahmaklığımdan ve akılsızlığımdan!

Bu yüzden kendine simit sarayını, yöneticilerine de devasa sarayları layık gören alicenap halkımızdan özür dilerim.

Sonra ne mi oldu?

Benden sonra gelen arkadaş haklı olarak,  bizim emektar Renault'ya tenezzül buyurmadı.

Çevre Vakfı'nda, ağaçlandırma çalışmaları için, dişimizden tırnağımızdan artırıp biriktirdiğimiz yedi yüz milyar paramız vardı.  İşte onu alıp altına ultra lüks bir Mercedes çekti.

Sivrihisar ve Seyitgazi yoluna diktiğimiz ağaçlar biraz boynu bükük kalsalar da böylece devletin itibarı kurtulmuş oldu.

Sonrası, ağaçların bedduası mıdır bilmem, o cânım lüks araba diğer arkadaşımıza da yaramadı, pert oldu.

Tabi Çevre'nin paraları da üf oldu.

Atalarımız, "Devletin malı deniz, yemeyen domuz!" diye boşuna dememişler.

Yeyin arkadaşlar, hep beraber yeyin...Maklube gibi yeyin!

Yeyin ki "Yemeyen Domuz"lardan olmayın!



 

Yorumlar (11) / Onay bekleyen (1)

Yorum Ekle

cemal

21 Ekim 2019 12:38
Yazarın bu kıssalarından çıkardığım sonuç: "Yozlaşma her alanda kendini gösteriyor." İzlemeye devam ediyoruz...

Yalçın YAMAN

21 Ekim 2019 13:22
Vali babam,adam gibi adam vardır, kendi gider, adı kalır, şanı kalır.Adam vardır, kendi gider, adı gider, şanı gider.Adam vardır, kendi gider, gelen küfreder, kalan küfreder,doğan küfreder.Şimdi biz niye Vali babamız deyip duruyoruz bunca sene,işte tam da bu yüzden.

Yemeyen Domuz

21 Ekim 2019 13:29
Sayın Valim,keşke Tarım Bakanlığı halka şikayet edene kadar tedbir alsaydı ya.Amerika'ya kızmam,Avrupalıya kızmam,onlar kendilerince doğru olanı yapıyorlar.Bu Kıbrıs'a kızarım,söverim,yediği ekmeği boğazına dizerim,zehir zıkkım sayarım.O zehir zıkkımı,sizin gibi sahip çıkıp biriktirenlerin emeğini har vurup harman savuranlara bin kere sayarım.asil adam arabayla konakla cakayla olsaydı sizin çoktan unutulup gitmeniz lazımdı,çünkü bunların sizinle,sizin de onlarla hiç işiniz olmadı ki.

İbrahim KARABUL

21 Ekim 2019 15:02
Namı gavur olanların hezeyanları bir nebze tamam da bizden bildiğimiz,ekmeğimizi paylaştığımız adamların aykırı duruşları daha bir can acıtıyor.Allah bu milleti, dilleriyle zehir kusarken fırsatını bulsalar elleriyle ateşe verecek sözde dostların şerrinden saklasın.Siz,çelik gibi soğuk,sert,gelişiyle gidişiyle esen gürleyen,tası tarağı,koruması,arabası tastamam, namı tarifi belli vali değil,gönüllerde sükunla,huzurla kendiliğinden tarif bulmuş,garip gureba dostu VALİ BABA oldunuz,varsın saltanat onların olsun...

Adnan Seher Bülbül

21 Ekim 2019 13:14
Sevgili valim,ben aksaraydan yazıyorum.Bu araba konusu sizi çok güzel anlatıyor,Allah için öylesiniz.Ben bir akşam aksarayda ana yol üstü bir marketten bir şeyler alıyorum,ıvır zıvır şeyler,sizle eşiniz içeri geldiniz,üstünüzde aşortman var,yürüyormuşsunuz.Sizi marketçi de bende tanıdım,ben geri çekildim ama siz ısrarla beni beklediniz,marketçide çok oğraştı ya demediniz.Ben alacaklarımı alıp parasını verince iki tane su aldınız.Ben bunu unutamam valim,var mı böyle babayiğit şimdi,hani bir göstersinler

Sema

21 Ekim 2019 19:36
Sayın Valim herkesin Vali babası olmak kolay değil sizin gibi mülki amirlerin sayılarının artmasını diliyorum. Iyiki sizi ve ailenizi tanıma fırsatım oldu.

Sevinç ok

21 Ekim 2019 22:04
Süpersin sayın valim kalemine saglık

Türk Yılmaz

22 Ekim 2019 13:14
Size, yollara diktiğiniz onbinlerce fidanın şimdi ağaç olmuş hallerinin duaları yeter. Onlar size şahitlik eder. Araba gelir, makam gelir, yemek gelir ve sonunda giderler. O ağaçlar sizden razı okuduktan sonra sırtınız yere gelmez

Ressam

23 Ekim 2019 11:09
Tablo mükemmel. Umarız birileri çizdiğiniz nüanslardan ders çıkarır. 20. yy'ın 20'lerinde kalkınma politikaları tartışılırken 21. Yüzyılın 20'lerinde bir sonraki devreye şunu bıraktım şu arabayı bıraktım demek marifet oldu. Bu yazınızla onlara nizamî selamı öğretmişsiniz. Bir sonraki yazılarınızda da gerekenleri hiza istikamete getirmenizi bekliyorum. Saygılarımla. Ressam.

Zeynep Karasoy

24 Ekim 2019 10:27
Sayın Valim, doğru söze ne denir. Ne güzel ifade etmişsiniz halimizi.

GARDIROP FUAT

22 Ekim 2019 15:27
Sayın Büyükerşen'in yeni siparişini verdiği kiralık A8'ler de hayırlı olsun bu arada. Gerçi şu ara garajda bekletiyorlarmış ama:)