AFFETMEK ÖZGÜRLEŞTİRİR…

10.02.2018 08:00

AFFETMEK ÖZGÜRLEŞTİRİR…



Affetmek… Hayatın birçok yerinde; günlük koşturmacanız arasında saniyenin onda birindeki anlarda da gizli olabiliyor, seneler boyunca süren yaşanmışlıkların omuzlarınızda verdiği yüklerde de izlerini taşıyabiliyor… Ve çoğu zaman af dileyen de af eden de farklı ruh hallerinden evrilerek geçse de, iki tarafın da vardığı nokta iç rahatlığı olabiliyor. Affetmek önemlidir velhasıl… hayat akışınızdaki fonksiyonların devamı, zihin ve beden sağlığınız için…

Psikoterapi içerisinde de ayrı bir öneme sahip olan affetmek mevzu bahsi, ha deyince olamıyor tabii ki, bir süreç gerektiriyor. Bazen yaralarınızı tekrardan kanatmanız ve bugüne kadar işe yaradığını düşündüğünüz yara bandınızın aslında sağlıklı hiçbir işlevi olmadığını fark ederek biraz da acıdan geçmeniz gerekiyor belki de… Affetmek; sadece onu değil; kendinizi de…

O yüzden daha önce de kaleme aldığım gibi hatırlamak, hatırlatmak istediğim kısımlar var. Bu aralar belki de sık sık ‘’affetmek’’ konusunu terapilerde de ele alageldiğimiz için; arayanlara merak edenlere ışık olmasını umduğum kısımlar…

. ‘’affetmek geçmişi değiştirmez ama geleceğin önünü açar’’ demiş P.Boese… Affedemedikçe biz; geçmişin yükü ve zihnimizdeki tortuları ağırlaşır farkında olmadan. İşin garibi bir yerden sonra alışırız o yüke, öfkeye, kine, affetmeme haline, bakarsınız bir parçanız olmuş... Yine de kurtulmak ister bazılarımız bu yükten, çünkü ‘’geçmiş değişmez’’ bilir, ama affederek ‘’gelecekte kendini özgür kılma’’ fikri baskın gelir ve o anda bir soru belirir ‘’affedeceğim, ama nasıl?’

‘’Tamam, madem öyle hadi affedelim yolumuza devam edelim’’ diyebilmek mümkün mü peki? Tabii ki hayır… Ağlayan birine ‘’ağlama, ne var bunda ağlanacak’’ demek ne kadar o kişinin gerçekliğiyle uyuşmuyorsa; geçmişle kavgalı birine de sohbet esnasında ‘’amaan ne var bunda öfkelenecek, takma boşver…’’ demek o kadar uyuşmaz kişinin algısı ve kendi gerçekliğiyle…

Bu bir süreç... Hem de uzun ve dönemeçli bir süreç… Bu süreçte yeri geldiğinde daha çok acı da olabilir, yeri geldiğinde ummadığınız güzellikte deneyimlerle de karşılaşabilirsiniz… Her şeyden önce kendi içsel yolculuğunuzu başlatacaksınız. Peki, ‘hazır mısınız?’… bu yolda ilerleyebilmek, daha doğrusu sağlıklı ilerleyebilmek için birçok faktör var yolun gidişatını etkileyebilen: Doğru zaman mı? Bu yola yalnız mı çıkacaksınız yoksa bir rehberiniz olacak mı? Ve eğer rehberiniz olacaksa; o rehber sizin için doğru rehber mi? Duygularınızı anlamlandırma süreci var bir de… O anda ve o yerdeki hislerinize odaklanmak için zihniniz hazırlık sürecinden geçti mi? Şayet doğru yer doğru zaman ve doğru kişi ile değilse, affetme süreci kişinin kendisine zarar verebilir ve eskisinden daha da hasarlı bir şekilde ayrılabilir bu yolculuktan…

Amerikalı meslektaşım Howes affetmenin 4 temel elementi olduğunu söylüyor; duygularını ifade et, nedenini anla, güvenini yeniden yapılandır ve serbest bırak… Ve ekliyor, ilk üçünün illa sırayla olması gerekmiyor, kişi hangi sırayla bunu gerçekleştirmeye ihtiyaç duyuyorsa doğru olan odur ama bu üçünün ‘serbest bırakmak’tan önce; bir şekilde gerçekleşmesi gerekiyor… Katılıyorum; çünkü aksi halde eğer önceki süreci içselleştirmediysek, yani hakikaten yürekten eyvallahımızı vermediysek; serbest bıraktığımız, eyvallah dediğimizi sandığımız zamanın birinde hiç ummadığımız yerden çıkıp kapımızı çalıverir geçmişten gelen öfke tortuları… Eklemek istediğim de şu; duyguları ifade etmeden önce duyguların da doğru anlamlandırılması taraftarıyım, zira hatalı anlamlandırılmış duyguların ifadesi; kişinin algısını da hatalı şekilde etkileyebilir…

Yapılan araştırmalar affetmenin arkasındaki mekanizmanın çoğunlukla ‘’empati ve şefkat’’ olduğunun altını çiziyor. Fakat bunu sadece ‘karşı tarafa anlayış ve şefkat’ olarak düşünürsek eksik kalacaktır; çünkü çoğu zaman en zorudur kişinin kendisine şefkat göstermesi ve kendisini affetmesi…

Güzel bir hafta sonu olması dileğimle…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle