2060 Yılındaki Küresel Dünya Ekonomisinde Türkiye’nin Yeri

10.09.2018 09:11

2060 Yılındaki Küresel Dünya Ekonomisinde Türkiye’nin Yeri



Merkezi Paris’te bulunan Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) 12 Temmuz’da yayınladığı 2060 Dünya Ekonomi Senaryoları Raporu (The Long View: Scenarios For The World Economy to 2060) 2060 yılına kadar dünya ekonomisindeki gelişmeleri kapsayan çok önemli bir belgedir. OECD, batılı anlamda demokrasiyle yönetilen ve piyasa ekonomisine sahip 36 ülkenin küreselleşmenin ekonomik, sosyal ve yönetim sorunlarını çözmek için ortaklaşa çalıştıkları 1961 yılında kurulan bir uluslararası işbirliği kuruluşudur. OECD Nezdindeki Türkiye Büyükelçiliğinde 1985-1990 yıllarında görev yaptığım dönemdeki üye sayısı 24 idi. Türkiye, OECD’nin 20 kurucu üyesinden biri olarak OECD çalışmalarına aktif şekilde katılmaktadır.

Türkiye ekonomisine yön verenlerin OECD’nin 53 sayfalık bu raporunu altını çizerek okumalarında yarar vardır. Çünkü raporda, Türkiye ekonomisi için önemli tespitler yer almaktadır.

OECD, 46 ülke için uzun vadeli ekonomik projeksiyonlar sunan raporunda, ülkelerin belli varsayımlar altında 2060 yılında nerde olacaklarına ilişkin bir senaryo hazırlamıştır. Rapor; gelişme yolunda olan büyük piyasa ekonomilerinde daha iyi yönetişim ve eğitim kazanımı olmak üzere alternatif senaryolarda yapısal reformların potansiyel etkisini göstermek için önemli bir referanstır.

Rapor’a göre işgücü piyasası reformları, sadece hayat standartlarını yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda istihdamı arttırarak nüfusun yaşlanmasıyla ilgili mali baskıları hafifletmeye de yardımcı olur. Senaryolar, kamu yatırımlarını arttırmaktan ve araştırma ve geliştirmeye daha fazla harcama yapmaktan kaynaklanan potansiyel ekonomik kazanımları göstermektedir. Olumsuz senaryoda ise dış ticarette liberalleşmeden sapmanın (1990 tarife oranlarına dönüş) hayat standartlarını azaltabileceği gösterilmektedir.

ABD Başkanı Donald Trump'ın başta Çin, Avrupa Birliği ve Türkiye olmak üzere çok sayıda ülkeye karşı başlattığı ek gümrük vergilerine bu ülkelerin de vergi artırımıyla cevap vermesi, geçmişte olduğu gibi tarife savaşlarına yol açılmasına ortam hazırlamıştır. Gümrük vergilerini arttırarak korumacılığa dönüş dünya ekonomisini yavaşlatacak, bundan tüm taraflar zarar görerek refah kaybına uğrayacaklardır. Rapor’da o dönem uygulanan gümrük vergilerinin küresel ekonomiye katkı sağlamadığı belirtilmiştir.

ABD ve Çin arasında yaşanan ticaret savaşının derinleşmesi ve korumacı önlemlerin tekrar yürürlüğe girmesi durumunda dünya ekonomisi zarar görecektir. Türkiye, bu durumdan an fazla etkilenen ülkeler arasındadır. Serbest ticaretten geri adım atılıp, 1990’lı yılların gümrük tarife oranlarına geri dönülürse, uzun dönemde hayat standartları yüzde 14 oranında azalacaktır. Bu durumdan en çok etkilenen ülkelerde standart yüzde 15-25 arasında düşecektir.

2060 yılına kadar milli gelire olumlu etkisi açısından serbest ticaretten en fazla yararlanacak ülkeler içinde Türkiye ilk, İsrail ve Güney Kore ise ikinci ve üçüncü sıradadır. Korumacı önlemlerden etkilenen ülkeler arasında Türkiye de vardır. Temel senaryoya göre Türkiye’de milli gelir 2018 - 2030 döneminde yüzde 3,6, 2030 - 2060 döneminde ise yüzde 2,5 oranında artacaktır. Türkiye'de iş gücü piyasalarında yapılacak reformlar, hayat standartlarında gelişme sağlayacaktır.

OECD’nin tahminleri ile Türkiye’nin hedefleri arasında farklılıklar vardır. Hükümetin 2023 hedefleri arasında dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde olmak, 500 milyar dolar ihracata ve kişi başı milli gelirin 25 bin dolara ulaşılması bulunmaktadır. Cumhurbaşkanı Erdoğan 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla yayınladığı mesajında, "Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşması, bizimle birlikte tüm coğrafyamızın geleceğine yön verecektir" demiştir ama hükümet programlarında hedeflerin gerçekleşmeyeceği açık bir şekilde görülmektedir. 2023 hedefleri Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2011 yılında açıklanmıştı.

60. Hükümet Programı’nda 2 defa geçen hedefler, 61. Hükümet Programı’nda 27, 62. Hükümet Programı’nda 57, 64. Hükümet Programı’nda 10, 65. Hükümet Programı’nda 8 defa yer almıştır. Hükümet programlarında hedeflere ulaşma konusu sonlara doğru belirgin şekilde azalmaktadır.

Öncelikle dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almamız mümkün değildir. 2023'te Türkiye'nin milli gelirinin 2 trilyon dolar, dış ticaret hacminin ise 1 trilyon doları bulması hedeflenmiştir. 2017'de toplam 157 milyar dolar değerinde ihracat, 233,7 milyar dolar ithalat yapan Türkiye’nin 1 trilyon dolar dış ticaret hedefine ulaşması mümkün değildir.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle