Kırım’ı İşgal Eden Rusya’ya Güven Olmaz (7)

Son Güncelleme : 11.03.2020 16:03

Kırım’ı İşgal Eden Rusya’ya Güven Olmaz (7)






Türkiye, ŞİK ile ilişkilerini  geliştirmeye çalışırken Rusya, Kırım’ın Rusya tarafından ilhakını tanımayacaklarını söyleyen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na tepki göstermiştir. Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği tarafından Ankara’da 7 Haziran 2018 tarihinde   düzenlenen iftara  Eskişehir Kırım Derneği dahil Türkiye’deki Kırım diasporasından çok  yoğun katılım olmuştur. İftar öncesi bir konuşma yapan  ve “Kırım davasını hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız. Kırım’ın ilhakını tanımadık, tanımayacağız” diyen Çavuşoğlu, son ABD ziyaretindeki temaslarında da Kırım konusunu gündeme getirdiklerini açıklamıştır: 

Sizler, yıllar önce anavatan Kırım’dan ikinci vatanınız Türkiye’ye gelmiş olan kardeşlerimizin evlatları olarak, atalarınızın anısına sahip çıkıyorsunuz. Kırım Tatar halkı, bu dik duruşuyla bütün mazlum halklar içinde emsalsiz bir örnek teşkil ediyor. Sevgili kardeşlerim, sosyal, dini, kültürel, maddi, manevi her türlü sıkıntınız karşısında her zaman çalabileceğiniz bir kapınız var, Türkiye var. Bu kapı size tarih boyunca açık olmuştur, ilelebet de açık olacaktır.” 

Bu konuşma üzerine Duma Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Yuri  Shvitkin 8 Haziran 2018 tarihinde   Çavuşoğlu’nun  açıklamasına ilişkin olarak Ankara’nın öngörülemez biçimde davrandığı  yorumunda bulunmuştur. Türkiye ile son dönemde askeri ve teknik işbirliğinde ilerlemeler olduğunu belirten Şhvitkin, Ankara ile her konuda iyi anlaştıklarının söylenemeyeceğini açıklayarak, Suriye konusunda Türk tarafına  sormak istedikleri bazı sorular olduğunu söylemiştir.  (https://ahvalnews2.com/russia-turkey/ankara-behaves-unpredictable-way-russian-official)

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) 2014 yılında Kırım'ın Rusya tarafından ilhak edilmesi nedeniyle oy hakkı askıya alınan Rusya milletvekillerine karşı uygulanan yaptırımları kaldırma kararı almış, Rus heyeti, AKPM’ye geri dönmüştür. Rusya’nın AKPM’ye geri dönmesini sağlayan karar 24 Haziran’ı 25 Haziran’a bağlayan gece alınmış, dokuz saat süren tartışmaların ardından 118 milletvekili “evet,” 62 milletvekili “hayır,” 10 milletvekili ise “çekimser” oy kullanmıştır.

Rusya’nın geri dönüşünü 12 ülkenin milletvekilleri “oybirliği” ile desteklemiştir. Bu ülkeler Türkiye’nin yanı sıra, Andorra, Azerbaycan, Kıbrıs, İspanya, Fransa, İrlanda, İzlanda, Norveç, Sırbistan ve San Marino’dur. 11 ülkenin farklı partilerden milletvekillerinin ise “çoğunluğu” “evet” demiştir. Bu ülkeler Ermenistan, Belçika, İsviçre, Çekya, Almanya, Hırvatistan, İtalya, Moldova, Hollanda, Portekiz ve Slovakya’dır. Rusya karşıtı cephede kalan ve “hayır” oyu veren ülkeler Estonya, Gürcistan, Litvanya, Letonya ve Ukrayna olup, Kırım’ı işgal eden Türkiye yoktur. Rusya’nın dönüşüne hayır diyenler arasında Polonya, İsveç ve İngiltere’den bazı milletvekilleri de vardır. 

25 Haziran 2019 tarihinde AKPM’de  yapılan oylamada Türk heyetinin biri hariç tamamının Rusya lehine oy vermesini ve de   Eskişehir Milletvekili ve  Kırım Türklerinden de oy alan   Emine Nur Günay’ın Kırım’ı işgal edip soydaşlarımıza baskı yaparak onların Kırım’ı terk etmesini sağlamaya çalışan Rusya lehine oy kullanmasını o dönemde eleştirmiştim.

Oylamaya  katılan Türk delegasyonunda; AK Parti Ankara Milletvekili, Ukrayna-Türkiye Dostluk Grubu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş, AK Parti Konya Milletvekili Ziya Altunyaldız, AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay, AK Parti Gaziantep Milletvekili Ali Şahin, AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, CHP İstanbul Milletvekili  Yunus Emre, CHP İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, MHP  İstanbul Milletvekili Arzu Erdem, HDP Milletvekilleri Hişyar Özsoy ve Feleknas Uca yer almıştır. Oylamada sadece  İYİ Parti milletvekili  Zeki Hasan Sıdalı hayır  oyu kullanmıştır. 

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun  “Ukrayna’ya verdiğimiz desteği sürdüreceğiz” açıklamasına rağmen   aynı partiden  5 milletvekili, Dışişleri Bakanının açıklamasını dikkate almamışlardır. Türk Heyeti’nin  Kırım’ı işgal eden, 1944 yılında 300 bin Kırım Tatarını bir gecede sürgüne gönderen ve onların yollarda ölmesine sebep olan  Rusya lehine  oy kullanması, Türkiye’deki Kırım Türkleri  açısından büyük   sürpriz olmuştur.  

Rusya lehine oy kullanan milletvekilleri arasındaki Feleknas Uca’yı  iyi tanımak gerekir. 28 Şubat 2002 tarihindeki Avrupa Parlamentosu  Genel Kurulu’ndaki oylamalara katılan 626 milletvekili arasında Almanya Sosyal Demokrat Parti üyesi Ozan Ceyhun, (AKP’den adaydı) sözde soykırım tasarısı için uzlaşma çağrısına “ret” oyu verirken,  Birleşik Avrupa Solu/Kuzeyli Yeşil Solu olarak bilinen Demokratik Sosyalizm Partisi’nden (PDS) Avrupa Parlamentosu milletvekili seçilen  Uca,  “kabul” oyu kullanmıştır. Parlamento’nun o tarihte almış olduğu iki kararı Meclis’te grubu bulunan partiler ortak bir bildiriyle kınamışlardır.  Üniversite’den arkadaşım olan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ise kararların Türkiye açısından “hükümsüz” olduğunu söylemişti.

Geçmişte Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün “Ankara-Moskova arasındaki mesafe, Ankara-Brüksel arasındaki mesafeden daha yakındır” açıklaması unutulmamalıdır. (https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/ankara-moskova-arasi-mesafe-brukselden-kisa/887269) Bakan Faruk Özlü’nün yaptığı açıklamanın “fiziki km uzaklığı olarak” anlaşılması gerektiği kanısındayım. Çünkü Ankara-Moskova 2,406 km, Ankara -Brüksel ise 3,121 km’dir. Bunu başka bir şekilde anlamak mümkün değildir.

Bu mantıkla hareket edersek çok farklı bir sonuçla karşılaşırız: “Ankara-Kırım Bahçesaray arasındaki mesafe, Ankara-Moskova arasındaki mesafeden daha yakındır.”  Çünkü bu mesafe 1,577 km’dir. Aradaki fark 829’dir. Diğer bir deyişle Bahçesaray (Kırım), Ankara’ya Moskova’dan 829 km daha yakın olup 2,406 rakamı 1,577’den daha büyüktür. Açıkça söylemek gerekirse, Kırım ve Kırım Türkleri Türkiye için Rusya ve Ruslardan daha yakındır, aksi düşünülemez.

Rus Çarlığı ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşması (1774) sonucunda Osmanlıların Kırım üzerindeki koruyucu pozisyonundan vazgeçmek zorunda bırakmasıyla Kırım önce “de facto” bağımsız olur. Fatih Sultan Mehmet döneminde 1475’de Kırım’a ayak basmaları ile Osmanlılar, Hanlık dağılana kadar onun hamisi ve en büyük müttefiki olmuştur.

Fakat 1790’larda hızlı bir şekilde Rusya tarafından ilhak edilerek Rus İmparatorluğu’nun bir parçası haline gelmesiyle büyük göç başlamıştır. Tarihte Rus Çarlığı ile Osmanlı, Rusya ile Türkiye hiçbir dönemde gerçek anlamda dost olmamıştır. Türkiye ve Rusya arasında 500 yılı aşkın ilişkilerde taraflar arasındaki 11 savaşın sadece dördünde Osmanlılar galip gelebilmiş, yedi savaş ağır mağlubiyetle sonuçlanmıştır.

Rus Çarı 1’nci Nikolay’ın St. Petersburg’da 9 Ocak 1853 tarihinde söylediği “Kollarımız arasında hasta, ağır hasta bir adam var” ifadesindeki hasta adam, Osmanlı Devleti’dir. (Tsar Nicholas of Russia said to the British envoy in St.Petersburg, Sir George Hamilton: “We have on our hands a sick man, a very sick man. It will be, I tell you frankly, a great misfortune if, one of these days, he should slip away from us before all necessary arrangements were made.”http://www.turkeyswar.com/prelude/sickman/) Terim ilk defa 12 Mayıs 1860 tarihinde The New York Times’ta yer almıştır.

Günümüzde başta Eskişehir olmak üzere Kırımdaki Tatar nüfusundan daha çok Kırım Türkü Anadolu’da yaşıyorsa, bunun sebebi Kırım Hanlığının Rus nüfuzuna geçmesidir. Kırım’dan Türkiye’ye kitle göçleri, 1783’de Kırım Hanlığının ortadan kaldırılarak Rusya İmparatorluğu’nun Kırım’ı ilhak etmesinden sonra gerçekleşmiştir. İki yüzyıldan fazla bir süredir Anadolu’ya yönelik göçün sebebi, Kırım Türklerine yönelik Rus baskısıdır. 

ABD ve Rusya’nın ipiyle kuyuya inen kuyuda mahsur kalır, ikisine de güvenilmez. Sebebi aşağıdaki fotoğraftır. “Rusya'dan bayrak rezaleti” Tarih 20 Kas 2019, Paçavra Gerilimi.

Rusya’dan dost, kurttan post olmaz. 18 Mayıs 1944 tarihinde Stalin tarafından vatanlarından sürülen ve yarısı yollarda hayatlarını kaybeden Kırım Türklerini unutmayalım, unutturmayalım.

Zorunlu sürgün 18 Mayıs sabahı başladı ve 20 Mayıs'ta son buldu. Bu sürede 238 kişi, (Tatar nüfusunun neredeyse tamamı) sürgün edildi. Sovyetler Birliği'nin İçişleri Halk Komiserliği sürgün için 32 bin kişilik güvenlik gücü kullandı. Stalin liderliğindeki Sovyet yönetimi, "vatan hainliği ve Nazi işgalcileriyle işbirliği" gibi yalanlarla sürgün ve katliamına meşruluk katmak istedi.

Diktatör Stalin’in emriyle eşyalarını toplamak için 15-20 dakika süre verildi. Her ailenin 500 kilo yük taşıma hakkı olmasına rağmen insanların çok daha az eşya taşıması istendi ve 70 trenle doğuya sürüldü. Sürgünde çoğu çocuk ve yaşlı olmak üzere binlerce insan yaşamını yitirdi.

Sürgünün ilk üç yılında Kırım Türklerinin yüzde 46'sı açlık ve hastalıklar sebebiyle hayatını kaybetti. Birinci yılda ölenlerin yarısı çocuktu. Kırım Tatar Türklerinin çoğu Özbekistan, Kazakistan ve Tacikistan'a gönderildi.

Babam Süleyman Karluk bu sürgünden etkilenen bir ailenin ferdi olarak halamla birlikte 1944 yılında Türkiye’ye göç etmiştir. Kuzenlerim Romanya Köstence’de yaşamlarına devam etmektedirler.

Sürgün ve asimilasyon Kırım’ın Rus işgali sonrasında daha şiddetli olarak devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanı bu hafta görüşeceği Putin’e bu baskıya ve zulme son vermesini iletmesi, Kırım kökenli tüm Türk vatandaşlarının isteğidir.

Bu konudaki son gelişme, Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Daimi Temsilcisi Anton Korınevıç’in açıklamasıdır: “Bugün işgalci devletin ‘cezalandırıcı makinesi’ bizim kolluk kuvvetleri görevlilerimize karşı çalışmaya başladı. Saldırgan ülkenin soruşturma organlarının söz konusu ‘ilgisi’, Ukrayna kolluk görevlilerinin doğru yolda olduğunu gösteriyor. Dostlar, inanıyoruz ki, bu eylemler sizi korkutamaz ve size diz çöktüremezler. Geçici olarak işgal edilen yarımadada işlenen her insan hakları ihlali vakası dikkatimizden kaçmayacak ve suçlular hem ulusal hem de uluslararası çapta cezalandırılacak.” 

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle

cemal

14 Mart 2020 18:15
Rusların hem çarlık hem de sovyet yöneticilerince; binlerce yıldır yaşadıkları vatanlarından zaptırap sürgüne gönderilmeleri, çerkeslerle kırım tatarlarının ortak acısıdır. Onların şimdiki çocukları ve torunları içlerinde bu acıyı hep duymaktadırlar.

depolama

evden eve nakliyat çeviri şehirler arası nakliyat ofis taşıma