BEYNİMİZDE GEZİNTİ

09.10.2019 06:30

BEYNİMİZDE GEZİNTİ



Uygarlığın oluşumunda birçok sıçrama noktası var. Gelin bunların en çarpıcı olanlarını bir kez daha anımsayalım. Dişe dokunur ilk aletleri yapalı 300 bin seneyi geçti. Gerçi 70 bin yıldan bu yana da hayli geliştirdik bu yeteneğimizi. O günden bu yana insanlığın en müthiş icadına, yani yazının bulunmasına kadar geçen süre inanılmaz uzun. Yazıyı ilk bulan da sanıldığı gibi en zekimiz veya günün bilim insanı değil, ambara konan artı ürünü işaretleyen sıradan bir muhasebeci. Her neyse yazının icadından yazdıklarımızı matbaada çoğaltıp dağıtmak için 5430 yıl beklemişiz. Matbaadan bilgisayara geçiş daha kısa sürdü doğal olarak, ama o da 450 yılımızı aldı. Bilgisayardan internete 40 yılda varmışız. Yazının icadından internetin yaygınlaşmasına kadar olan sürede elde ettiğimiz bilgi, son 25 senede kayıt altına alınan bilginin yanında hiç kalır. Yakın geçmişte ilerleme o kadar hızlı yani. İşte uygarlık yolundaki bu ilerlemeleri hep beynimizin geçirdiği evrimsel değişimlere borçluyuz…

Beyin hakkındaki bilgilerimiz hayli eskilere dayanıyor aslında. Her şeyi bilen adam Aristoteles MÖ: 350 yılında “duygularımızın merkezi kalbimizdir” dese de çağdaşı, mesleğe başlarken üzerine yemin ettiğimiz Hipokrat aynı tarihlerde “duygu ve düşüncelerimiz beynimiz tarafından üretilir” diyordu. Günümüzde sanal ortamlarda sevgi pıtırcığı içeren sözcüklerimiz arasına, Aristoteles’in anısına, hala bir “kalp emojisi” sıkıştırmaya devam ediyoruz. Beynimiz hakkında asıl bilgiye 19. Yüzyıl sonlarında beyin dokusuna tesadüfen bulaşan gümüş nitrat sayesinde öğrendik. Camillo Golgi isimli İtalyan bilim insanı beynin söz konusu kimyasalla boyandığında nöron ismi verilen hücrelerden kurulu olduğunu gördü. Daha sonra Ramon Cajal isimli İspanyol bu nöronlar arası bir iletişim olduğu öngördü. Her ikisi de bu sayede Nobel ödülü aldılar. Bugün nöron temelli beyine bakış açısını Cajal’a borçluyuz. Nöronlar beyin hücrelerinin %10’nu içerdiğinden beynimizin ancak %10’nu kullanıyoruz efsanesi Cajal’a dayanarak imal edilmiştir. Daha sonra İngiliz Sir Charles Sherrington nöronların “sinaps” adı verilen bağlantı noktalarında iletişime geçtiklerini ve bilgi alışverişi yaptıklarını kanıtlayarak o da Nobel ödülü almıştır. Beynimiz üzerine yapılan çalışmalar ve onu anlama çabalarının en önemli kısmını bu üç Nobelli bilim insanına borçluyuz. Halen bilmediğimiz o kadar çok şey var ki, “beyin anlaşılabilecek kadar basit olsaydı bu kadar zeki olamazdık” deyip işin içinden sıyrılıyoruz…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorum Ekle