Eskişehir bambaşka bir şehir

16 Aralık 2014 03:27
Eskişehir bambaşka bir şehir

CHP Kadın Kolları Başkanı Hatice Kılıç, evinin kapılarını Sakarya'ya açtı. Kılıç ile CHP'ye, Eskişehir'e, siyasete,kadına ve ülke gündemine dair ne varsa konuştuk.Kadın kolları başkanlığı görevi öncesinde yaptıklarınızdan söz eder misiniz?Eşim emekli asker. O emekli olana kadar aktif bir rol üstlenememiştim. Ancak eşim emekli oldu ve 2004 yılında üye oldum. Kadın kollarına girmeden önce de, CHP'de il yönetiminde bulundum. Çok çalıştım, çabaladım. Sokakların sesi benim için çok önemliydi. Sessizlerin çığlığı olabilmekti marifet. Onun için birçok sivil toplum örgütünde çalıştım. Özellikle engellilerle birlikte çalıştım. Aynı zamanda Hacı Bektaşi Veli Derneğinde de Kadın Kolları Başkanıyım. Kendime çok fazla misyon yüklendim. Kendi neslimizi geleceğimizi de sürdürmemiz gerekiyor.CHP Kadın Kolları Başkan adaylığına nasıl karar verdiniz?Türkiye bir yerlere sürükleniyor. Ne ülke ne gelecek ne anayasa ne insan hakları kaldı. Her gün ölümler, cinayetler... Kadınları ise bu ülkede çalıştırabilmek, evden çıkarıp aktifleştirmek çok zor. Kadınlarımız aslında çok dolu, omuz omuza mücadele edebilecek varlıklar. Televizyon bile izlemek istemiyorum. Evde bile duramıyorum. İnsan olarak bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. Arkadaşlarımda seçim sürecinde benim önderleri olmamı istediler. Bana söyledik bir söz vardı: “Eğer torunlarına sahip çıkmak istiyorsan gelmek zorundasın.” Bunun içinde en ideali; politikası, ideolojisi bana en uygun olan CHP'nin Kadın Kolları Başkanı oldum. Sonuçta, kadınsız bir siyaset hiçbir yere gelemez.Asıl mesleğiniz öğretmenlikmiş. Mesleğinizi niçin yapmadınız? Bir şeyler engel mi oldu?Ben okuldayken siyasi düşüncemden dolayı bir ceza almıştım. Yatılı okuyordum öğretmen okulunda. Dört dörtlük bir eğitim alıyordum. O eğitimler bana vatanına milletine toprağına bayrağına sahip çıkmayı öğretti. Bu ideolojiyle yetiştim ben. Sağ sol olayları başladığında biz halkçıyız diyorduk. Atatürk'ün bize, gençlere emanet ettiği en önemli olgulardan birisi buydu. Milliyetçilikti ama kafatası milliyetçiliği değildi. Laiklikti ama tüm haklara inançlara saygılıydık. Çıkan çatışmalar çok dönemeçli yollardı. Her birimiz farklı yerlerden geliyorduk. Vatan millet bağımsız Türkiye diye çıktık bu yola. Bunun ateşiyle yanıyorduk. Hala daha bu yangın devam ediyor. Bir Amerika mandası altında olmak hala kabul edilemez bir şey. O dönem okullarda yaşanan olaylarda büyük yaralar aldık. ANLATICAK bir duygu değildi.Başkan olarak seçilince ilk yapmak istediğiniz şey neydi? Devamında neler yapacaksınız?CHP'de birbirine küs, dargın kişileri bir araya getirmek amacım vardı. Bununla birlikte arkadaşlarımı bir araya getirip kadınların sesini duyurmak istedim. "Güçlü Kadın Güçlü Örgüt" sloganı ile yola çıktık. Artık partimizin gücü olduk. Bizim projemiz o kadar fazla ki.. Çünkü elinizi nereye atsanız bir sorun ortaya çıkıyor. Mesela Yeni Sofça'da bunlardan biri. İşçi mağduriyetleri, kadın cinayetleri... Bir tarafta da üniversite öğrencilerimiz var. Gençlik kooperatifleri ile bir araya gelecek, sorunlarımızı konuşacağız. Gençler bizim mücadelemizi hissetikleri zaman geleceğimize sahip çıkmak bizim görevimiz. Diğer bir sorun ise bonzai denen illet herkeste anında bağımlılık yapıyor. Bunların yanında geçen sene eğitim 4+4+4 sistemine geçmemiz. Bununla ilgili de çalışmalarımız olacak. Ayrıca, mahalle ve köylere giderek oralara can vermeye çalışacağız. Bizim temelimiz buna dayanıyor. Her sorun teşkil eden konuyu ince ince işleyeceğiz.Biraz detaylandırabilir misiniz?Üniversiteli gençlere ulaşmak için çalışacağız.Bu öğrencilere ilk önce anne olarak gidecez. Biz CHP’liyiz ama ilk önce bu şekilde yaklaşacaz. Pastamızı böreğimizi yapıp gençlik kollektifleriyle buluşacaz. Onların ufak ufak sorunlarına değinip gönüllerini almaya çalışacaz. Biliyoruz onların CHP’ye karşı bir önyargısı var ama biz kendimizi anlatmaya çalışacaz. Bundan ziyade bonzai illeti var. İlkokullara kadar indi.Okul aile birlikleriyle birlikte bir komisyon oluşturacaz. Narkotik şubeyide yanlarımıza alarak okul bahçelerinde pankartlar açacağız. Bir de biliyorsunuz ki 50 binden fazla nüfusu olan illerde kadın sığınma evlerinin AB koşullarında bir çalışma yapıldı ve Eskişehir’deki 3 belediyemizde bunu imzaladı. Oraları hapishane gibi olmasından kurtaracağız. Avrupa'daki KOBi evleri gibi yapmaya çalışacağız. Kısacası biz çok çalışacaz çalışacaz..Peki kadın kolları olarak sizden önceki başkanları nasıl değerlendiriyorsunuz?Ben çalışmaların tamamına değer veriyorum çünkü ortada bir emek var. Ben hiçbir arkadaşımın pasif olduğunu düşünmüyorum. Bir damla emek bile harcanmışsa ben o insana saygı duyarım. Çalışmaları yeterli ya da yetersiz. Şu anda bizler sahip olduğumuz projelerle adımızı iyice duyuracağız. Yeterli mi yetersiz mi ben bilemem ama şu anda bizde o arkadaşlarla birlikteyiz.Ya belediyeler? Kadınlara yönelik çalışmalarını yeterli buluyor musunuz?Kent Konseylerinde kadın birlikleri oluşturuluyor, çeşitli çalışmalar yapılıyor. Bunlara da destek var. Zaten Eskişehir’in kadınları bu tür etkinlikleri seviyor. Biz de CHP olarak diğer derneklere daha çok destek olacağız. Oradaki kadınları CHP içerisine katmaya çalışacağız.Zaten o derneklerin bir çoğu CHP’ye üye.Mesela Kadının Sesi bir platform oluşturuyor.Gidip bir bakıyorsunuz hepsi CHP'li.Ben inanıyorum ki Eskişehir belediyelerinin hepsi bu konuda çalışıyor. Yeterli mi diye sorarsanız tabii ki değil.Toplumda kadın erkek eşitliğine ilişkin başta ayrımcılık olmak üzere çok şey söyleniyor. Ama partilerde kadın kolları kuruluyor.Bu ayrımcılık sizce partilerde de yaratılmıyor mu?CHP içerisinde kadın kolları 1980'den önce vardı.Daha sonradan darbe olunca kadınların bir çoğu pasif hale getirildi.Sonra acaba kadınları nasıl aktif hale getiririz derken bu fikir yeniden ortaya atıldı. Çünkü kadınlara burası sana ait deyince daha çok katılım sağlandı.Bu yüzden kadın kolları sistem oturdu.Ancak feodal yapımız gereği kadınların siyasette aktif hale gelmesi biraz zordu.Bu kollar sayesinde bu katılımı artırdık.Aslında ben de böyle bir şeye karşıyım ama ortam bunu gerektiriyor. Hayatın her alanında özellikle de siyasette kadınlar daha az söz hakkın sahip. Şu an mecliste bile kadın temsilciler giderek azalıyor.Atatürk döneminde kadın yükseltilirken, eşitlik en önde tutulurken şu an kadının her hareketi sorun olabiliyor.Giyinmesinden tutun da doğuma kadar...Bunlar hep basmakalıp düşüncelerden oluşuyor.80'ler bahsettiğiniz hak arayışları ve siyasi örgütlenmeler düşünüldüğünde hak arayışı tutumunu nasıl buluyorsunuz? O günler ile ne gibi farklar görüyorsunuz?O zamanlarda biz sürekli okuyorduk. Şimdi ise ne okuma kaldı ne bir araştırma.Yani siyaset alanından tutun topluma kadar öğrenciler, vatandaşlar hiç kimse okumuyor.Kendi evime bakıyorum oğlum üniversite bitirmiş ama ben ondan daha çok okuyorum.Günden güne araştıran toplum yapısından uzaklaşıyoruz.Şu an herkes nasıl yaşarım nasıl giyinirim nasıl zengin olurumun derdinde. Kimse ben bu okuma ortamını nasıl oluştururum demiyor.Bir üniverisite gençliğine bakıyorum.Ailesi emekli köylü. Az parayla kendinden ödün vererek çocuğuna gönderiyor.Ama çocuk bunun farkında bile değil.Bu önem yitirildi.Parti içerisinde özellikle kadın kolu başkanlık seçiminde belediyeciler ve örgütçüler olarak bölünmüşlük olduğu konuşuluyordu. Sizce gerçekten bu durum var mı?CHP demokrasiyi savunan bir parti olduğu için çok seslilik normal. Biz özgürlüğü savunduğumuz için herkesin düşüncelerini söylemesi gerek. Biz AKP gibi herkesin sesini keserek tek ses şeklinde konuşmuyoruz. Herkes tek bir kişiyi destekleyecek diye bir şey de yok. Herkesin gönlünde ayrı aslan yatar.Bu normal bir şey.Ama seçimden sonra da tüm polemiklere rağmen herkes aradı. Sonuçta bizler, aynı amaç uğruna bütünleşiyoruz.Seçim sürecinde yaşanan bu bölünmüşlük size ne hissettirdi? Şu an ortak çalışma yapıyor musunuz?Olmadı dersem yalan olur. İnsanoğluyuz sonuçta kırılmamız normal. Ama bazı şeylerde keşke tarafsız kalınabilseydi. Bıraksalardı kadınlar kendi kararlarını verselerdi.Tabii ki herkesin gönlünde ayrı isim vardır, desteklediği başka kişiler vardır. Ama çok belirgin şekilde destek olunmasaydı daha güzel olurdu. Destek verilecekse bile bu kadar ayyuka çıkarılarak gazetelerde açıklama yaparak olmamalıydı. Onlarda basın açıklamalarımı yaparken hep yanımdalar,birlikteyiz. Sundukları bir çalışma yok. Ancak seçim sürecinde herkes üstüne düşen görevi yapacaktır.Başkan seçildikten sonra sizin ideolojinizi destekleyen veya desteklemeyenlerden nasıl tepkiler aldınız?Çok olumlu, güzel tepkiler aldım. Seçildiğim gün partide, çok büyük ve alışık olmadığım bir kalabalık vardı. Orası çiçek bahçesi gibiydi. Demek ki çalışınca az da olsa insanlara dokunabildim. Ben 26 yılımı bu partiye verdim. Sürekli çalıştım. Koltuk sevdam yok benim. Her zaman derim çalışan insanı önerin diye. Ki ben buraya kendim gelmedim beni çalışkanlığımdan ötürü buraya getirdiler. Önerilerek geldim ben. Emeğimin karşılığını böyle aldım.Peki ya diğer adayın tepkisi? Herhangi bir geri dönüş yapıldı mı size?İlk başta soğuktular tabii ama daha sonra bu durum değişti. Bir gerginlik varsa da, açıkçası biz çok mutlu olduğumuzdan pek farketmedik. Ancak tabii ki bir geri dönüş yapılmasını beklerdim. Çünkü ben artık burada Hatice olarak oturmuyorum. Dışardaki, sokaktaki her kadının temsili olarak oturuyorum. Sadece Eskişehir’in değil Türkiye’nin geneli için ben burdayım. Ben artık bireysel değilim. Yaptığım her şey CHP adına, kendi adıma.Bir çok kötü şey oldu. Ama biz adımızı böyle şeylerle değil yaptığımız işlerle duyurmak istiyoruz.Birazda gündeme dönecek olursak, yaptığınız Yeni Sofça gezisi sonrası yapılan haberlerle Kendi partinize mensup belediyenin açıklarını gösterdiğiniz, iç çatışma olduğu konuşuldu. Bunlara ilişkin ne düşünüyorsunuz?Biz oraya gittiğimizde projeler yaparsak, burayı düzenli hale getirirsek Yılmaz Büyükerşen tarafından buralar da insanlara açılır diye düşündük. Doğa güzel şeyler sunmuş bize ama orası tahrip edilmişti. Çöp fotoğrafları çekilmiş deniyor. Biz orada sadece çöp fotoğrafı çekmedik; bir sürü şey yaptık. Sadece gazeteciler kendilerine göre haber yaptılar. Eğer bizim uyarmamızla orada güzel şeyler yapılmışsa ne mutlu bize. Fazlasıyla elimizde belge var ve bunları yetkililere gönderdir. Bizi halk çağırdı ve orada halkın söylemini dile getirdik. Eğer şimdi gitmezsek yarın seçimler olduğunda oraya ne yüzle gideceğiz.Kendi belediyemiz bile olsa benim sorumluluğum halkın düşüncesini sorunlarını dile getirmek. Eğer görevlerini de yerlerine getirmişlerse ne mutlu bize. Onları tebrik ediyoruz.Diğer partilerin Kadın Kollarını nasıl buluyorsunuz?Diğer kadın kollarında da herkes kendine göre çalışıyordur. Ama AKP’nin kadın kollarını düşününce üst taraftan onlara biri gönderiliyor. Maddi olanakları çok fazla. Düşünsenize biz bir kapıyı çaldığımızda bir yere gittiğimizde bize ilk sordukları "Ne getirdiniz?" oluyor. Biz yüreğimizi ve geleceğinizi getirdik diyoruz o insanlara. Çünkü gelecek yok oldu bitti. O giden hediyelerin kendi ceplerinden verildiğini farkında değil insanlar. Kendileri eczacı. Eğer insanların sağlık durumunun ne olduğunu bilmiyorsa, hastaların ne sorunlarla karşılaştığını bilmiyorsa bu sıkıntıdır. Maden ocağında ölen insanlar var, çöplerde kendi satarak para kazanmaya çalışanlar var, tecavüze uğrayanlar var. Her şeyden öte bir kadın ve anne olarak bunun farkında olup bir şeyler yapmasını isterdim.İdeolojiler vicdanları yıkıyor yani...Yıkmamalı bence.Benimde bütün amacım bu. Ben de anneyim ki, türk toplumunda anne olmak çok daha zor bir şey. 13 yaşında çocuklar gerdek gecesinde ölmüyor mu? Bir sürü çocuk gelin yok mu? Sizin ne biçim vicdanınız var? Nasıl bir annesiniz? Yani o koltuklar geçer, insan önce vicdanıyla hareket etmeli kendini sorgulamalı ne yapmalıyım ben diye.Ben çok acı çekiyorum bunları duyunca, çok üzülüyorum.Kendince birçok vasfı bir arada üstlenmiş bir başkan, öğretmen, anne ve her şeyden önce kadın olarak Hatice Kılıç şu an mutlu mu? Ne hissediyorsunuz?İlk önce şunu demek istiyorum.Ben Türkiye koşullarındaki erkeklere bakarak eşimin çok iyi olduğunun farkındayım. Sürekli bana desteği var. Demokratik bir ev hayatım var. Ama ben mutlu değilim. Çünkü televizyonu her açtığımda o haberleri görmemem lazım. Allah beni yaratırken hissetme yeteneği de vermiş. Ben bu koşullarda nasıl mutlu olabilirim? Babanın ayağındaki lastik ayakkabıyı görünce ben nasıl mutlu olabilirim? Son model bir hayat yaşarken diğerleri, nasıl mutlu olabilirim? Biz sözde müslümanca yaşıyoruz ama İslamiyette en büyük günah kul hakkı yemektir. Oysa bu durum yok. Tüm kadınlara sesleniyorum.Yeter artık deyin bence bu iş bir son verelim.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumlar editör onayından sonra görünecektir.

Yorum Ekle

BAKANLIKTAN CEVAP GELDİ
BAKANLIKTAN CEVAP GELDİ
Eskişehir merkez ve ilçelerinde sıklıkla meydana gelen ve mağduriyet yaratan elektrik kesintilerine ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan açıklama geldi.
ESKİŞEHİR MERKEZLİ FETÖ OPERASYONU
ESKİŞEHİR MERKEZLİ FETÖ OPERASYONU
Eskişehir merkezli 3 ilde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) yönelik operasyonda 6'sı muvazzaf 7 asker gözaltına alındı.
CUMHURBAŞKANINA HAKARETE TUTUKLAMA
CUMHURBAŞKANINA HAKARETE TUTUKLAMA
 Eskişehir'de, sosyal medya hesaplarından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği öne sürülen 2 kişi tutuklandı.
Göçmenler kurtarıldı
Göçmenler kurtarıldı
Ege Denizi'ndeki Yumurta Ada'da mahsur kalan 44 düzensiz göçmenin tamamı Türk Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarınca kurtarıldı.
GECE YARISI DEPREM TATBİKATI
GECE YARISI DEPREM TATBİKATI
Eskişehir Dorlion Arama ve Kurtarma (DAK) ekibi, olası bir deprem felaketine hazırlıklı olmak amacıyla nefes kesen tatbikata imza attı. 
ESKİŞEHİR'DE FECİ KAZA
ESKİŞEHİR'DE FECİ KAZA
Eskişehir'de meydana gelen trafik kazasında biri çocuk 2 kişi hayatını kaybederken, 2'si ağır 5 kişi de yaralandı. 
VATANDAŞI DİNLEMEK GÖREVİMİZ
VATANDAŞI DİNLEMEK GÖREVİMİZ
AK Parti Eskişehir Milletvekili Emine Nur Günay ilçe gezilerine Beylikova ile devam etti. Günay’ın ilk durağı Batman’da şehit düşen Jand. Uzm. Çvş. Neşet Gök’ün baba ocağı oldu.
KRİZ VATANDAŞIN MİDESİNDE
KRİZ VATANDAŞIN MİDESİNDE
Demokrat Parti (DP) haftalık toplantısı dün DP İl Başkanı Nazım Dölekçekiç başkanlığında gerçekleştirildi. Ekonomi hakkında konuşan Dölekçekiç, “Ekonomik kriz vatandaşın midesinde” dedi.
TERÖR EN BÜYÜK SORUN
TERÖR EN BÜYÜK SORUN
Saadet Parti(SP) haftalık toplantısı dün SP Mali İşler Başkanı Hikmet Çakır başkanlığında gerçekleştirildi.