BÜYÜKERŞEN İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

Son Güncelleme : 12 Şubat 2017 11:02
BÜYÜKERŞEN İLE GEÇMİŞE YOLCULUK

Dört dönemdir Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyor. 18 yıldır bu koltukta oturuyor. Peki bunca yıl nasıl geçti? Başına neler geldi? Eskişehir'de neler değişti? Başkan Yılmaz Büyükerşen ile bunları konuştuk. Çok özel sorular sorduk. Samimi sohbette bulunduk...

1999 seçimlerinde başkan seçildi. Aradan tam 18 yıl geçti. Peki bu süreç nasıl geçti? Başına neler geldi. Eskişehir'de neler değişti? 'Başkan Yılmaz Büyükerşen ile Geçmişe Yolculuk' başlıyor...

Yıl 1999. Genel ve yerel seçimler aynı anda yapılacak. Yılmaz Büyükerşen'in bir akşam ev telefonu çalar. Arayan rahmetli Bülent Ecevit'tir. Partisinden milletvekili olmasını ister. 'Sizi Milli Eğitim Bakanı olarak düşünüyoruz' der. Yıllardır eğitim ile ilgilenen Büyükerşen teklifi kabul eder. Ama bir hafta sonra Ecevit'ten gelecek telefon herşeyi değiştirir. Çünkü milletvekili sıralamasıyla sıkıntı olduğunu söyleyen Ecevit, 'Bizim Büyükşehir Belediye Başkan Adayımız ol' der ve ısrar eder... Yılmaz Hoca teklifi kabul eder. Ancak önce bir şartı olduğunu söyler. 'Ben siyasetten anlamam. Bu nedenle partilerle uğraşamam. Alt belediye başkan adayları ile meclis üyelerini ben seçmek isterim' der. Ecevit kabul eder... Eskişehir'de Yılmaz Büyükerşen dönemi böyle başlar...

AHMET ATAÇ'I NASIL SEÇTİ?

Ahmet Ataç'ın eskiden beri siyasetle ilgilenirdi. Benim de yıllardır tanıdığım arkadaşımın arkadaşı. İyi çocuk falan. Muayenehaneye gittim ertesi gün. 'Ahmet var mısın belediye başkanlığına' dedim. Sen Odunpazarlısın zaten Odunpazarı'ndan aday yapalım. 'Ben Tepebaşı'ndan aday olayım' dedi. Onu derken tahmin ediyorum, üniversiteli hocalar, üniversiteliler falan genç taraf oradan oy almak daha kolay' diye düşünmüş olabilir. 'Tepebaşı olursa olur ağabey' dedi. 'Tamam dedim...

HAŞİM ATEŞ KENDİSİ GELDİ

Odunpazarı'nı kimi yapacağız diye düşünürken, bir oğlan geldi. Çakır gözlü genç, 'Beni tanımazsınız ama ben size kendimi tanıtayım. Benim eşim size uzaktan akraba sayılır. ' dedi. Bizim hanımın Niğde'de  bulunan akrabasının torunuymuş. 'Ben aday olmak istiyorum. Siz benim babamı da tanırsınız. 27 Mayıs'ta merkez komutanlığında Astsubaydı' dedi. Tanırım, güvenilir adamdı. 'Sen ne iş yaparsın?' diye sordum. 'İstanbul Teknik Üniversitesi mezunuyum inşaat mühendisiyim' dedi. 'Başka ne işler yaptın? dedim. 'Altı yedi ay yurt dışında çalıştım. İngilizce bilirim Selami Bey zamanında İmar İnşaat'ta çalışıyordum. Selami bey ayrılınca ben de ayrıldım başkasıyla çalışamam. dedi. Dil biliyor, İTÜ mezunu, babası da tanıdık... 'Yapabilecek misin, biraz zor iştir siyaset' dedim. 'Ben alışkanım Selami Bey'den. Başkasıyla yapamadım. Selami Bey bana çok güvenirdi dedi. 'Peki' dedik... 'Pat' diye yazdım gitti...

KENDİMİ YALNIZ HİSSETTİM

Başkan seçilip, koltuğa oturduğumda önce kendimi yalnız hissettim. Belediyede çalışanları tanıyabilmek epey zamanımı aldı. Bir endişem daha vardı. Benden önceki belediye başkanlarının mensup oldukları partiler iktidara gelince belediyede her birisi kendi partisinden adamları doldurmuşlar. Memurların bir kısmını Truva Atı gibi görüyordum. Hepsi başka dönemlerde gelmişler. Selami Vardar, Sezai Aksoy, Aydın Arat hepsi kendi ekibini oluşturmuş. Belediyenin içindeler ve belediyede kim iktidardaysa onun adamları o görevlere getirilmiş, öbürleri de o başarılı olmasın diye ayrıca fren yapıyorlar içeride, engel çıkarıyorlar...

KAPININ ÖNÜNE KOYARIM

Personeli topladım, onlara 'şimdi hoca kendi kadrosunu kurar' diye endişe ediyorsunuz. Ben sizinle çalışmaya kararlıyım. Ama şartlarım var. Partizanlık bitti particilik bitti. Bizim partinin memurları da değilsiniz. Halkın hizmetinde olan hizmetkarlarsınız. Baş hizmetkar da benim. Hatta halk dilinde ona kahya derler. Bana öyle diyebilirsiniz. Eğer siyaset yaptığınızı partizanlık yaptığınızı görürsem kapının önüne koyarım' dedim...

ROZETİMİ ÇIKARDIM

Mazbatayı aldığımız gün belediye meclisinde kürsüye çıktım. Önce bana ve arkadaşlarıma oy veren Eskişehirlilere teşekkür ettim. Sonra 'ilk icraatımı yapıyorum' dedim. Yakamdan güvercini çıkardım. Kürsünün üzerinde mikrofonun yanana bıraktım. Şimdi herkes böyle merakla bakıyor. 'Şu andan itibaren ben her ne kadar partiliysem de, bu andan itibaren artık bütün partilere mensup ve partili, partisiz bütün vatandaşlarımın belediye başkanıyım' dedim. Sonra Meclis Üyesi arkadaşlardan da rozetlerini çıkarmalarını rica ettim. 'Ancak siz kürsüye bırakmayın, yakalarınızın arkasına takın. Belediye dışında takarsınız' dedim. Ayrıca 'Belediyede şu bizdendir, şu akrabamızdır deyip iş istemeyeceksiniz. Torpil yok. Daire başkanları yada şube müdürlerinin odasına girip de şu işi şöyle yapın bu işi böyle yapın diye talimat vermeyeceksiniz. Gelip bana söyleyeceksiniz yada meclis toplanınca orada söyleyeceksiniz.' diye uyarıda bulundum...

ESKİŞEHİR'İN SORUNLARI

ilk başkan olduğum da yapacağım işler için elimde basılmış bir kitap vardı. '2000'li yıllarda Eskişehir' diye. Bu rektörken üniversitede yaptırdığım araştırmalar ve çalışmalarla 2000'li yıllarda nasıl bir Eskişehir olmalı. Fikir üretsinler diye yaptığım seminerler vardı. O seminerlerde yapılan öneriler, fikir projeleri halinde bir kitapçık haline dönüşmüştü. Ama halkın ne düşündüğü de önemliydi. Bunun için Türkiye'de ilk belediye olarak arama konferansları yaptık. Çıkan konular benim üniversitede akademisyenlere yaptırdığım çalışmalarla bire bir çakışıyordu. Yani akıl için yol bir demek... Sorunların başında Porsuk vardı, altyapı vardı, kanalizasyon vardı. Su meselesi vardı.

DEPREM OLDU

İlk birincisi için hangi programını diyelim derken deprem oldu... Yıkılan Tarhan apartmanında o gece çalışmalara katıldım. İtfaiyeyi gördüm orada. Hali yok mecali yok itfaiyenin. Hortumundan sular fışkırıyor, delik deşik hortumu. Bizim şimdi kongre merkezi yaptığımız külüstür bir yerde bir itfaiye merkezi diye arazözler var. 30-35 yaşında arazöz vardı. Can meselesi söz konusuydu. Askerler olmasaydı oradan bazılarını canlı kurtaramazdık. İlk işim itfaiyeyi yenilemek oldu. İtfaiyeyi ve kurtarma ekiplerini kurduk. Yeni arazözler yeni cihazlar alındı. Yeni yerine taşındı. Yenikent Mahallesi'nde olan yere taşındı.

İLGİNÇ BİR ANI

Orada da ilginç bir anım var, onu söylemek isterim. İtfaiyeyi yenileyeceğiz ama para yok. Milyonlar gerekiyor. 'Halktan yardım isteyeyim' dedim. Basın toplantısı yaptım halkı yardıma çağırdım belediyeye. Kardeşim hiç kimse yardımda da bulunmadı biliyor musun? Ne odalar ne meslek kuruluşları. Bir gün bir baktım bir ilkokul sınıfının çocukları geldiler. Bana cep harçlıklarını biriktirmişler itfaiyeye yardım diye. O kadar duygulandım ki o çocukların yaptığından...

ECEVİT'E GİTTİM

İtfaiyeyi borç bulduk yaptık. Alman firnasından kredi aldık. Ancak alınan tüm araç ve gereçler Başbakanlığın talimatı ile deprem bölgesine gönderildi.

2000 yılının altıncı ayına kadar hiçbir makinem aracım gerecim yoktu . Hiçbir iş yapamadım. Hükümetten destek istemek için Ecevit'e gittim. Ecevit ' Büyükerşen siz hiç yoktan bir üniversite var ettiniz. Parayla mı yaptınız orayı? Koskoca Açık Öğretim Fakültesi'ni kurdunuz. Devlet size 10 lira verdiyse, siz 100 liralık iş yaptınız. Deprem felaketinden sonra ihtiyacımız olan paralar için diğer ülkelerin yardımına muhtacız. Maalesef size para vermemiz mümkün değil dedi. Beni özel kalem müdürünün dış kapısına kadar geçirdi...

BENİ BU İŞE HEM SOKTU

HEM DE YARDIM ETMİYOR

Canım sıkıldı. Beni hem soktun, getirdin siyasete şimdi de böyle diyorsun. Ben ne yapayım. Yolda göstermiyor falan. Aradan biraz zaman geçti, yine gittim. Mühendise ihtiyacım olduğunu söyleyen kadro istedim. Bana hükümetin koalisyon olduğunu hatırlatarak ' Biz kendi belediyemize kadro verirsek koalisyon ortaklarımız bunu istismar edilecek hale getirir. Bir süre daha bekleyelim' dedi Yine beni dış kapıya kadar geçirdi....

NERDEN BELEDİYE

BAŞKANI OLDUM?

Çok kızdım, moralim bozuldu. 'Nerden belediye başkanı oldum' diye kendi kendime söyleniyorum. Bu arada işte projelerin fizibilite çalışmalarını bitirdim. O arada da bütçe geliyor. 2001 bütçesi falan hiç bir şey yok tabi, alamıyoruz. 'Ne yapayım?' diye düşünüyorum. Bazen Doktarlar Caddesi'nde yürüyorum. İnsanlar sanki bana 'Elimiz kırılsaydı da oy vermeseydik' der gibi bakıyor. . Öyle bir ruhaliyete içerisindeydim. Bunun üzerine çareyi yurt dışında, yani Avrupa Bankaları'nda aramaya karar verdim. Proje dosyalarını aldım, hepsini kapısını tek tek çalmaya başladım....

BAŞKAN BÜYÜKERŞEN'İN AVRUPA SERÜVENİ VE PROJELERİ

HAFTAFA 'PAZAR SOHBETİ'NDE DEVAM EDECEK...

Yorumlar (6) / Onay bekleyen (0)

Yorumlar editör onayından sonra görünecektir.

Yorum Ekle

Selahattin Şener

12 Şubat 2017 08:59
Allah sağlık versinde,bir dönem daha hizmet etmenizi dileriz.

kenar mahalleli

12 Şubat 2017 11:08
altyapı trafik otopark kensel dönüşüm gibi eskişehirin gerçek sorunlarında hiç bir çalışma yapılmadı idare edildi bugüne kadar görsellik sanatsal ve turizme yönelik hizmetler yapıdı fakat şuanda ne tranvayı durduran on dakikalık yağan yağmur suyuna ne eskişehir gerçeği kenar semtler ve sanayi çarsına ne tıkanma noktasına gelen trafiğe nede şehir içi park sorununa çözüm üretilemiyor

Turabi

12 Şubat 2017 09:31
18 senelik başkansın Şehire en yakın mh.olan Fevziçakmak mh. ne yaptınız.Vizyon sahibi,gelecegi gören uzun yılları düşünerek yatırım yapan vs.Dışarıdan gelen konuklardan bir tanesi gelse bu mh.Belediye başkanları Asli görevlerini düşünerek yüzleri kızaracaklarından eminiz.Görevinizin sonlarına dogru hiç olmazsa kanallar sk.(eni 20 mt)asfaltını yaparsınız .20 senei devriyenizde

ekk

12 Şubat 2017 12:17
hem eleştiri hep eleştiri syn belediye başkanı eleinden geleni yaptı fazlası ile anadolunun içinde cazibe merkezi yaptı doğru çünkü oda biliyorki seçimleri yeniden kazanması için anadoludan onun gibileri çekmesi lazımdı kentte ve başardı önce makyaj yaptı süsü gören geldi tıpkı kendi istediği gibi kafasındaki plan tıkır tıkır ilerliyodu, daha dün gibi emek mahallesinde buralar varoş işte diyerek burun kıvırdı. sultandereye bana oy vermediniz diye civi çakmadı

diktatör mü arıyorsunuz

12 Şubat 2017 13:39
tek başına hükümeti nasıl yönetecek , ülkeyi diktatörlüğe götürüyor diyenler . işte başımızdaki diktatör yılmaz büyükerşen

Tarihe Adı ne geçecek

12 Şubat 2017 13:32
Erdoğana diktatör diyenler - gelsin görsün diktatörlüğü her şeyi iyi bilen büyükerşen gazetecileri, basını , küçük esnafları , oda yöneticilerini , kenar mahalle ve muhtarlarını kimseyi dinlemedi kendi kafası ve zevkine göre çağdaş sanat adı altında yabancı ecnebi kültürleri insanlarımıza sevdirme özendirme çalışmaları yaptı . tarihe ecnebi kültürlerini sevdimek için uğraş veren bir başkan olarak geçecektir .
ESKİŞEHİR'E KAR GELİYOR
ESKİŞEHİR'E KAR GELİYOR
Meteoroloji'den alınan bilgiye göre Eskişehir'de karla karışık yağmur ve kar yağışı bekleniyor.
MUTFAKTA YANGIN VAR
MUTFAKTA YANGIN VAR
CHP İl Başkanı Rabia Akman Hükümetin ‘enflasyonla mücadele programı’nın ise yaramadığını belirterek “Mutfakta yangın var” dedi.
HAYALLERİ GERÇEK OLDU
HAYALLERİ GERÇEK OLDU
İl Emniyet Müdürlüğü ekipleri, polis olma hayali ile yaşayan engelli öğrencilerin okuluna giderek 'Polislik' mesleğini anlattı.
KADRİYE KARACA  TOPRAĞA VERİLDİ
KADRİYE KARACA TOPRAĞA VERİLDİ
Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca'nın, annesi Kadriye Karaca, son yolculuğuna uğurlandı.
SAĞLIK ELÇİLERİ ESKİŞEHİR'DE
SAĞLIK ELÇİLERİ ESKİŞEHİR'DE
Ekranların sevilen yüzü Saba Tümer, Eskişehir’de katıldığı bir etkinlikte ‘Kahkaha Kulübü’ için adımlar attığını söyledi. 
KURT VE ATAÇ RESMEN AÇIKLANDI
MEMUR EK ZAM İSTİYOR
MEMUR EK ZAM İSTİYOR
Türkiye Kamu-Sen üyeleri Yediler Parkı'nda bir araya gelerek ek zam talebinde bulundu. 
ESKİŞEHİR'E AFRİKA ÇIKARMASI
ESKİŞEHİR'E AFRİKA ÇIKARMASI
Afrika ülkelerinin ateşe ve büyükelçileri, Eskişehir Sanayi Odası'nda (ESO) bir araya geldi. 
METRUK BİNALAR SUÇ ODAĞI
METRUK BİNALAR SUÇ ODAĞI
Vali Özdemir Çakacak, başkanlığında yapılan Kaymakamlar Toplantısında il genelindeki asayişi değerlendirdi.